Güncel Mevzuat Duyuruları

Güncel Mevzuat Duyurularını okumak için BURAYA tıklayınız.

1 Comments

Güncel Gümrükçüler Derneği Duyuruları

Güncel Gümrükçüler Derneği Duyurularını okumak için BURAYA tıklayınız

0 Comments

2011/14 sayılı Müdürülük emri.

Okumak için BURAYA tıklayınız.

0 Comments

15.02.2011 tarih 2011/10 sayılı Genelge

Okumak için BURAYA tıklayınız

0 Comments

Gümrüklerde Mesai Hakkında

Okumak için BURAYA tıklayınız

0 Comments

Birleşik Antrepo Projesi

Okumak için BURAYA tıklayınız.

0 Comments

2011/04 sayılı Genelge

Okumak için BURAYA tıklayınız.

0 Comments

2011/05 Sayılı Genelge, K.K.D.F 

Okumak için BURAYA tıklayınız.

0 Comments

Giriş Özet Beyanı Uygulaması

Gümrük Müsteşarlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nden alınan 24.12.2010 tarih 7475 sayılı yazı için buraya tıklayınız.

0 Comments

(INCOTERMS 2000'de yer alan DDU, DES, DEQ VE DAF teslim şekilleri kaldırılarak 1 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe girecek INCOTERMS 2010'a DAT VE DAP teslim şekill

(Yürürlük:  1 Ocak 2011)


ICC 27 Eylül 2010'da Incoterms 2010 revizyonunu yayınladı. Söz konusu revizyon, 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren uygulamaya geçecek. INCOTERMS İngilizce (International commercial terms) kelimelerinden bazı hecelerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir terimdir. INCOTERMS'ler ICC (International Chamber of Commerce) (Milletlerarası Ticaret Odası) (MTO) tarafından hazırlanmaktadır.

 
Incoterms 2010’da teslim şekilleri 13’den 11’e düşürülmüştür.

Dört şart yürürlükten kaldırılmış, bu karşılık iki yeni teslim şekli oluşturulmuştur.


Tüm Taşıma Modlarında Kullanılan Teslim Şekilleri:


EXW-Ex Works                                      Fabrikada Teslim
FCA-Free Carrier                              Taşıma Vasıtasının Yanında Teslim
CPT-Carriage Paid To                       Navlun Ödenmiş
CIP-Carriage and Insured Paid To    Navlun ve Sigorta Ödenmiş
DAT-Delivered At Terminal (YENİ) Terminalde Teslim
DAP-Delivered At Place     (YENİ)   Belirtilen Noktada Teslim
DDP-Delivered Duty Paid  Gümrük Vergileri Ödenmiş Olarak


Sadece Deniz ve İç Su Yolu Taşımalarında Kullanılan Teslim Şekilleri:


FAS-Free Alongside Ship                                         Geminin Yanına Teslim
FOB-Free On Board                            Gemiye Yükleyerek Teslim
CFR-Cost and Freight               Mal Bedeli ve Navlun Ödenmiş Olarak
CIF-Cost,İnsurance And Freight         Mal Bedeli, Sigorta ve Navlun Ödenmiş Olarak
   
   
   

Sadece CIP ve CIF teslim şekilleri satıcının malları sigortalamasını öngörür.

 

Download
INCOTERMS_2000.doc
Microsoft Word Document 35.5 KB
0 Comments

BUZAĞI BESLEME İLKELERİ

BUZAĞI BESLEME İLKELERİ Prof. Dr. Gültekin YILDIZ AÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları A.Dalı Tüm canlılarda olduğu gibi sığırlarda da, yaşlanan veya çeşitli sebeplerle verim dışı kalan hayvanların yerine sağlıklı ve verim gücü yüksek genç kuşakların ikame edilmesi gerekir. Bir süt işletme sinde sürüyü oluşturan ineklerin yaklaşık 25'i yaşlanma, verim düşüklüğü ve başta meme hastalıkları olmak üzere çeşitli sağlık nedenleri ile elden çıkarılır. Sürüde bu hayvanla rın yerine verim gücü yüksek, sağlıklı düveler alınmalı dır. İşletme her on inek için 3-4 buzağıyı damızlık olarak elde tutmalıdır. Sağlıklı bir buzağı elde edilmesi için ineğin dengeli beslen mesi gerekir. Eğer besin madde açığı olursa hayvan kendi vücudun dan fötüsün ihtiyacını karşılar. Bu durum da sağlık lı buzağı alına maz, ortalama vücut ağırlığına ulaşılamaz, enfek si­yonlara duyarlı olur. Genç dişi hayvanlara (düvelere) ihtiyacın üzerinde besin maddesi verilmesi ise buzağının doğum ağırlığını etkilemediği gibi ananın yağlanma sına da yol açabilir. Buzağılık döneminde uygulanacak bakım ve beslenme düvelerin verim kapasitelerine ulaşma sında etkili olan en önemli faktörler dendir. Yeni doğan bir buzağı enfeksiyonlara karşı hassas olup çeşitli bakım ve beslenme sorunları ile karşı karşıyadır. KOLOSTRUM İLE BESLEME Yeni doğan tüm buzağılar yetiştirme yönüne bakılmaksızın kolostrumla beslenmek zorundadır. Kolostrumun doğumu izleyen ilk 15 dakika ile 4 saat içerisinde verilmesi buzağıları hasta lıklara karşı korur. Bunun nedeni; 1- Bağırsağın makromolekülleri yıkımlanmadan geçirmesi, 2- Besin maddeleri yönünden giderek normal süte dönmeye başlamasıdır. İnce barsaklarda yerleşen bakteriler immunoglobulinlerin emilmesini olumsuz etkilediğinden, ilk dönemde buzağılar diğer hayvanlardan ayrı olmalı ve kolostrum elle içirilmelidir. Buzağı lara birden fazla inekten alınan kolostrum kombinasyo nunun verilmesi sadece anneden alınan kolostruma göre enfeksiyon lara karşı daha etkili olmaktadır. Verilen kolostrumun ısısı 35 °C olmalıdır. Düşük sıcaklık sütün abomasumda çökme süresini uzatır ve kolost rumun bir kısmı ince barsaklara yerleşerek sindirim bozukluklarına neden olur. İnekler, doğumu izleyen ilk günlerde bir buzağının içemeye ceği kadar kolostrum verirler. Kolostrum süt yada süt ikame yemine göre 3 misli daha fazla kuru madde kapsar ve sindirilme derecesi oldukça fazladır. Taze olarak verilebildiği gibi dondu­rulabilir veya depo edilebilir. Daha sonra eritilerek yedirilebi lir. Kolostrum ekşitilerek de saklanabilir. Depolanan kolostru mun yaz aylarında kokuşmaması için formik asit (%0.3), asetik asit (%0.7) ve propiyonik asit (%1) kullanılabilir. Buzağılara 1. hafta boyunca uygulanabilecek bir kolostrum pro gramı Tablo 4'de verilmiştir. Tablo 4. Birinci haftada uygulanacak kolostrum programı Buzağının Yaşı(gün) Her öğünde verilecek kolostrum miktarı, lt Öğün sayısı 1. gün 0.75-1 4-3 kez 2.-3. Gün 1-1.5 3 kez 4.-7. Gün 2-3 2 kez 1. Buzağı yetiştirmede dikkat edilmesi gereken bazı uygulamalar: 1 - Doğumdan 4. haftaya kadar : Etkin bir büyüme ve iyi bir sağlık şartı için ishal en büyük engeldir. Bu yaş grubunun kontrol stratejileri 3 grupta toplanır. a. Kolostrumun erkenden, özellikle buzağının yaşamının ilk 3 günü boyunca verilmesi ishale sebep olan mikroorganizmalara karşı koruma sağlar. b. Kuvvetli, patojenik mikroorganizmalarla temas düşürülmelidir. Temiz, havalandırmalı, içleri dezenfekte edilmiş buzağı barınakları kullanılmalıdır. c. Problemler ortaya çıktığında hızlı tanı ve tedavi yapılmalıdır. Buzağıyı öldüren başlıca etken olan şiddetli ishale karşı çok sıkı bir elektrolit tedavisi uygulanmalıdır. 2 - Sekiz haftadan sekiz aya kadar: Bu yaşlarda solunum sisteminde bir dizi akciğer enfeksiyonu oluşur. Bu hastalıklara karşı en iyi korunma, çok farklı yaş gruplarındaki buzağıların bir arada tutulmamasına dikkat edilmeli ve periyodik aşılamaları yapılmalıdır. Buzağılar 10-15 günlük yaşta iyi kaliteli otu parçalayabilir duruma gelir. Bu nedenle buzağılara 8-10 günlük olmadan kaba yem verilmesi önerilmez. İşletme açısından kaba yemin verilmesi mümkün olmaz ise başlangıç yemlerinin selülozu %9-11'e kadar çıkarılabilir. Buzağıların tam yağlı sütle beslenmesi Yeni doğan buzağı için tam yağlı süt ideal bir gıdadır. Özellikle yaşamın ilk 3 haftasında yüksek kalitede proteine, enerji ve diğer besin maddelerine ihtiyaç vardır. Sütte bu maddeleri içerir. Ancak Mg, Co, Cu, Fe ve Mn bakımından yetersizdir. Sütteki A ve E vitamin leri düzeyi ineğin rasyonuna göre değişir. Vitamin D ile süt yağı arasında bir ilişki bulunmaktadır. Verilecek günlük süt miktarı buzağıların canlı ağırlıkları nın % 8-10'u kadardır. Bu uygulama ile günde 300-400 g canlı ağırlık artışı elde eder ler. Doğumu izleyen ilk haftalardan sonra buzağı lara kuru yem uygula ması başla tılır. Yağsız süt uygulaması: Tam yağlı sütten tasarruf amacıyla özellikle ileride genç sığır besisine alınacak erkek buzağılara tam yağlı süt 2.-4. haftalar arasında azalan miktarlarda, yağsız süt ise 2. haftadan itibaren artan miktarlarda verilmeye başlanır. Damızlık buzağı lar ise 2. haftadan 16. haftaya kadar tam yağlı süt ya da tam yağlı süt + yağsız sütle beslenirler. Yağsız sütü etkin madde yönünden tamamlayan yem karması: Vitamin A 32000 IU/kg, Vitamin D 4000 IU/kg, Vitamin E 40 mg/kg'dır. Tablo 5. Tam yağlı ve yağsız süt uygulaması Normal Buzağıların Beslenmesi Damızlık Buzağıların 2. Haft adan İtibaren Beslenmesi Yaş,hafta Tam yağlı süt,kg Yağsız süt,kg Tam yağlı süt,kg Yağsız süt,kg 2. 5 2 6 1* 3. 3 5 5 3 4. 2 6 5 3 5. 1 7 4 4 6. - 8 3 5 7. - 8 2 6 8.-12. - 8 - 8 13.-15. - 8-6 - 8-6 Toplam 100 500 200 400 *: 2.-3. haftadan itibaren konsantre yem ve kuru ot, 4. hafta su verilir. Süt ikame yemi Süt ikame yemlerinde ham protein en az %22; ham yağ en az %5; ham se lü loz en çok %3; Yağsız süt tozu en az %50 olmalıdır. Etkin madde olarak vitamin A en az 16000 IU/kg, vitamin D en az 2000 IU/kg, vitamin E en az 20 mg/kg olmalı dır. Karmaya girebi lecek yemlerden keten tohumu küspesi, soya küspesi, yerfıs tığı küspesi %25'e kadar; süt tozu %90'a kadar; hububat kepek yada unları %30'a kadar; kurutulmuş maya %10'a kadar ve laktoz %20'ye kadar karmalara girebilir. Süt ikame yeminde protein ve yağ önemlidir. Kaliteli olmak zorundadır. Protein kaynakları olarak süt tozu, soya, kurutulmuş peynir altı suyu ve tereyağı suyu kullanılır. Süt dışında soya ürünleri, balık proteini konsantreleri, bakteri ve mayalar gibi tek hücre pro teinleri, et unu gibi protein kaynakları da kullanılabi lir. Süt ikame yemlerinde yağ kaynağı olarak iç yağı, yerfıstığı yağı, hurma yağı ve deniz ürünleri yağı kullanı lır. Süt ikame yeminde HS oranı %1-3 arasında olmalı dır. Süt ikame yemleri buzağının yetiştirme yönüne göre bir litre suda 100-125 g'ı eritilerek hazırlanır. Tablo 6. Süt ikame yemi ile buzağıların büyütülmesi Yaş,hafta Sulandırılmış karma, litre/gün Her litreye katılan karma, g 2 3-12 13 6-7 8 6-4 100-125 100-125 100-125 Buzağı için taze, temiz su her zaman hazır bulundurul malı dır. SIY, 5. haftaya ­kadar 35 °C’de, daha yaşlılarda ise 14-17 °C'de veril meli dir. BUZAĞILARA VERİLECEK YEM MİKTARI VE SÜTTEN KESME YAŞI Buzağı yetiştirmede dikkate alınması gereken birinci nokta buzağıya büyüme için ihtiyaç duyulan kuru maddenin verilmesidir. 36-45 kg ağırlığındaki bir Holstein buzağı için doğumdan sütten kesileceği 4 haftalık yaşa kadar süt yada süt ikame yeminden sağlanan 450 g kuru madde yeterlidir. Aşırı soğuk ve uygun olmayan koşullarda yetiştirilen buzağıların dışındakileri günde bir kez süt ile beslemek başarılı sonuç alınmasında yeterlidir. Normalde damızlık buzağılar 16. haftaya kadar, ilerde genç sığır besisine alınacak buzağılar ise 8.-12. haftaya kadar sütle beslenirler. Sağlıklı buzağılar 3-4 haftada başarılı bir şekilde sütten kesilebilir. Burada elde edilecek başarı, lezzetli ve besin madde yönünden uygun konsantrasyondaki buzağı başlangıç yeminin kullanıl masına bağlıdır. Buzağılar yaş, vücut ağırlığı, ağırlık artışı günlük toplam sıvı ve katı gıda tüketimi göz önüne alına rak sütten kesilir. Tablo 8: Buzağıları erken sütten kesmek amacıyla uygulanan bir besleme programı örneği Doğumu izleyen Verilecek sıvı ve katı gıda 1. ve 2. Gün 3 ve 4. Gün 5. - 30. gün arası Kolostrum (4 lt) en az 2 öğün halinde Tam yağlı süt (2 öğün) 450 g süt ikame yemi 2.5 litre suda erit. (1 öğün) + Tahıl k arışımı 30. günde buzağılar bireysel bölmelerden padoklara alınır 30.-45.Günler arası Süt ikame yemi + kaba yem + tahıl Sütten kesimden 3 aylığa kadar buzağı başlangıç yemi miktarı yavaş yavaş 2.7 kg'a yükseltilir. Bu dönemde ot ad libitum, silaj ve yeşil yemler ile mera otları ise sınırlı miktarda verilir. Yüksek düzeyde su içeren kaba yemlerin fazla miktarda alınması KM ve besin madde leri tüketimini sınırlandıracağı için önlenmelidir. Buzağılarda Su ve Tuz İhtiyacı Buzağıların ve erişkinlerin istedikleri kadar su içebilmeleri için suluklarda ve yalaklarda devamlı su bulunmalı, tuz ihtiyaçlarını karşılamak için uygun tuz ve yalama taşı kolayca erişilebilecek yerlere konulmalıdır. Sıcak yaz aylarında terlemenin yüksek olması nedeniyle su ihtiyacı artar. Yetersiz su temini halinde halsizlik, organ fonksiyonlarında (böbrek gibi) azalma görülür. Benzeri durum ishalde de gözlenir. Burada kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konmaması halinde ölüm gözlenir. Buzağı Başlangıç Yemi Buzağı başlangıç yemleri 1. haftadan itibaren buzağılara verilen yüksek sindirilme derecesine sahip konsantre yemlerdir. Bu yemler hayvanın istekle tüketebileceği özellikte olmalı, yem tüketimini teşvik etmeli, selüloz miktarı çok düşük düzeyde olmalı dır. Yüksek kaliteli buzağı başlangıç yemi enerji bakımın dan zengin olmalıdır. Buzağılarda ince öğütülmüş yemler kullanılmamalıdır. Çünkü çok ince öğütülen yemler, hamurumsu özellik kazanır ve hayvan tarafın dan istekle tüketilmez. Buzağı başlangıç yemi, %16-18 HP, 2600-2800 ME kcal/kg, vitamin A ve D, iz element, melas, antibiyotik içermelidir. Yem normlarına göre buzağı başlangıç ve buzağı büyütme yemlerinde bulunması gereken besin madde ve enerji düzeyleri Tablo 10’da verilmiştir. Tablo 10: Yem normlarına göre buzağı başlangıç ve büyütme yemlerinde bulunması gereken besin madde ve enerji düzeyleri Besin Maddeleri ve Enerji Buzağı Başlangıç Yemi (1) Buzağı Büyütme yemi (2) KM (en az) % 88 88 HP (en az) % 19 17 HS (en çok) % 12 12 HK (en çok) % 8 10 HCl’de çözünmeyen kül (en çok) % 1.0 1.0 Kalsiyum (en az-en çok) % 1.0-2.0 1.0-2.0 Fosfor (en az) % 0.6 0.6 Sodyum (en az- en çok) % 0.1-0.4 0.1-0.4 NaCl (en çok) % 0.40 0.40 ME, kcal/kg (en az) 2800 2600 Vitamin A (en az) IU/kg 5000 5000 Vitamin D3 (en az) IU/kg 600 600 Vitamin E (en az) mg/kg 25 25 (1): Buzağıların 12. hafta sonuna kadar beslenmesinde kullanılır. (2): Buzağıların 3. aydan itibaren 6. ayın sonuna kadar beslenmesinde kullanılır. Buzağı Büyütme Yemi Buzağı büyütme yemi; en az 2600 kcal/kg ME, en az % 17 HP, en az %2 HY, en çok % 12 HS içermeli, vitamin, mineral yönünden desteklenme lidir. Buzağı büyütme yemi yüksek sindirilme derecesine sahip olmalıdır. Küspe olarak soya veya keten tohumu küspesi katılmalıdır. 2. haftadan itibaren büyütme yemi ad libitum olarak verilir. Buzağılar 10. haftada yaklaşık 1 kg buzağı büyütme yemi tüketir. Kuru ot ve kuru yonca körpe yapraklı ve özellikle 1. biçim olmalıdır. Çünkü bu devrede besin madde yönünden zengindir. Kuru ot tüketimi 10. haftaya kadar 0.5 kg, 13. hafta dan sonra 800-1000 g'dır. Burada dikkat edilecek husus konsantre yem azaltılmayacaktır. Eğer gerekirse kuru ot azaltılabilir. Tane bakımı ndan zengin mısır silajı yada soldurulmuş çayır silajı verilebi lir. Genellikle bu tür silajlar 12. haftadan sonra verilir. 1. Damızlık Buzağıların Tam Yağlı Sütle Beslenmesi: İkinci haftadan itibaren 16. haftaya kadar buzağılara tam yağlı süt verilir. Bu en güvenilir buzağı büyütme yöntemidir. Ancak pahalı bir yöntem dir. Hayvana günde 6-8 kg tam yağlı süt verilir. 2. Damızlık Buzağıların Tam Yağlı Süt ve Yağsız Sütle Beslenmesi: Tam yağlı sütten tasarruf amacı güdülerek bu yöntem uygulanır. Yağsız süt, sütten yağ alındıktan sonra kalan kısımdır. Yağda eriyen vitaminler ve enerji bakımından yetersizdir. Yağsız sütün bu özelliklerini tamamlayacak yem gerekir. Yağlı süt miktarı azaltılır ve yağsız süt miktarı artar. 8. haftaya kadar yağlı süt, 8. haftadan sonra da yağsız süt verilir. GENÇ DİŞİLERİN (DÜVELERİN) BESLENMESİ Prof. Dr. Gültekin YILDIZ AÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları A.Dalı Sığır yetiştirmede, genellikle sütten kesme yaşı ile 6 aylık yaş arasındaki devrede buzağıların beslenmesine gereken önem verilmez. Doğumdan sütten kesme yaşına kadar geçen süre içinde, yüksek kaliteli yemden düşük kaliteli yemlere geçilir. Oysa bu dönemde de kaliteli baklagil kaba yemleri ile konsantre yem uygulamasına devam edilmelidir. Buzağılara 6 aylık olana kadar veya 180 kg ağırlığa ulaşana kadar özsu bakımından zengin yemler az miktarlarda verilir. Bu dönemden sonra süt ve diğer özel buzağı yemleri uygulaması durdurulur. Yüksek kaliteli kaba yemler verilmesi halinde büyüme de herhangi bir gecikme olmaz. Düvelere kuru kaba yemler veya mera besleme programı uygu landığında düvenin yaşına, canlı ağırlığına ve kaba yemin kalitesine göre 1.35-2.30 kg kadar düve yemi verilmelidir. Mera veya kaba yem kötü kalitede ise bu miktar 2.7-3.6 kg'a kadar çıkartılmalıdır. Düveler normal olarak 14 aylık yaşta damızlıkta kullanılır lar. Düvelerin günlük ortalama canlı ağırlık kazancı Buzağıların reprodüktif performansı büyüme hızları tarafın dan etkilenir. Araştırmalar 4-10 ay arasında ağırlık kazancı oranının, meme bezi sekresyon dokularının gelişi mini etkilediğini göstermiştir. Bu yaşlarda meme sekresyon dokula­rının gelişimi hayvanın ağırlık kazancından 4 kez daha hızlıdır. Buzağı ve düvelerin 4-24 aylık yaşlarda kazanmaları gereken ortalama günlük canlı ağırlık artış (GCAA) düzeyleri Tablo 1’de verilmiştir. Tablo 1: Buzağı ve düvelerin günlük canlı ağırlık artış düzeyleri Yaş, ay Ort. GCAA, kg Ağırlık kazancı/ay, kg 4 - 10 – 12 (Puberta) 0.680 20.385 11 – 13 – 24 0.770 22.650 4-6 haftalık yaştan (sütten kesme yaşı) yaklaşık buzağılama dönemine kadar (2 yaş) geçen sürede düve doğum ağırlığının 10 katına ulaşır. Sütten kesmeyi izleyen birkaç haftada aynı ağırlığa sahip olanları için hayvanları küçük gruplara ayırmak pratik bir uygulamadır. Sütten kesilen buzağı ihtiyaç duyduğu besin maddelerini konsantre yemlerden almalıdır. Canlı ağırlığı artıkça, erginleştikçe bu besin maddelerinin bir bölümü kaba yemlerden sağlanır. Düvelere verilecek konsantre yem miktarı kaba yemin kalitesine bağlıdır. Kaba yemler ad libitum verildiği zaman 2-6 aylık yaştaki bir hayvanın konsantre yem ihtiyacı 1.8-2.7 kg.’ dır. Yüksek kaliteli merada 4-6 aylık yaştaki buzağıların enerji ihtiyacı kaba yemlerden sağlanabilir. Orta kaliteli ot ile beslenen düvelerde 8-10 haftalık yaşa kadar bir miktar konsantre yem gereklidir. Buzağılamaya kadar ihtiyaç duyulan enerji kaba yemlerle sağlanabilir. Buzağılamadan 2-4 hafta öncesine kadar düvelere konsantre yem verilmesi gerektiğine inanılır. Ancak tam zamanının belirlenmesi düvenin kondisyonu ve kaba yemin kalitesine bağlıdır. Düşük kondisyonu olanlara konsantre yem verilmesine daha erken başlanabilir. Hatta iyi kondisyonda olan düvelere doğuma 2 hafta kalana kadar konsantre yem verilmesi yararlı olur. Bu amaçla her gün CA'ın %1’i kadar konsantre yem öneri lir. Buzağılama öncesi düvelere verilecek konsantre yem hayvanın laktasyon süresinde tüketeceği yeme adaptasyonu sağlar. Bu alış tırma döneminde rumen mikroorganizmaları konsantre yeme adapte olurlar. Düvelerin gerek iştah gerekse metabolizmalarının normal düzeyde olması sağlanır. Sonuçta; düve yüksek süt verimine ve pike hazır olur. Düve yetiştirmede amaç, hayvanların tüm besin maddelere ihtiyaçlarını en düşük maliyetle karşılamaktır. Kaba yemler düşük fiyata sahip olduğundan pratikte bu yemlerin ad libitum verilmesi, ancak ihtiyacın karşılanamadığı durumlarda konsantre yem uygulanması gerekir. Verilmesi gereken konsantre yem miktarı, kaba yemin enerji ihtiyacını karşılama düzeyine göre değişir. Düvelerin büyüme dönemindeki enerji eksikliği: 1) Optimum canlı ağırlı ğa ulaşılmasını geciktirir. 2) İskelet sisteminin normal gelişimini etkiler. 3) Yeterli canlı ağırlığa ulaşamayan düveler ilk kızgınlığı çok geç gösterirler. Genellikle ilk kızgınlık hayvanın ergin ağırlığının %45 ine ulaşması halinde gözlenir. 4) Düşük ağırlıktaki düvelerde buzağılama sorunları (güç doğum) ortaya çıkar. 5) İlk laktasyonda daha az süt elde edilir. Buzağılamadan sonra yeterli düzeyde beslenen hayvanlarda ilk laktasyondaki verim azalması daha az olur. Düvelik döneminde yetersiz beslenen hayvanlara sonraki laktasyonlarda normal bir besleme programı uygulanması yaşam boyu alınan süt veriminde önemli bir farklılık meydana getirmeyebilir. İneklerde enerji durumunun vücut ölçüsünün belirlenmesinde Vücut Kondisyon Puanı/Skoru (VKS, VKP) kullanılır. Yemin enerji yoğunluğu hayvanın laktasyon sonunda veya kuru dönemde normal kondüsyonda olacak şekilde ayarlanmalıdır. Maksimum 5 olup, düşük kondüsyon yani zayıf inek VKP’nın 2.75 in altında olması ile açıklanır. İstenilen puanlar 3.5-3.75 arasındadır. Hayvanların cinsel olgunluğa ulaşmasında yaştan çok canlı ağırlık etkilidir. O halde her ırk için belirlenen canlı ağırlığa en ekonomik şekilde ulaşması sağlanmalıdır. Holstei nler için 24 ayda kabul edilebilir buzağılama ağırlı ğı 540-635 kg arasındadır. Düvelerin damızlıkta kullanılmasındaki dikkat edilecek kriter ise canlı ağırlıkdan ziyada vücut ölçüleridir. DÜVELERİN LAKTASYONA HAZIRLANMASI Doğumdan 14. aya kadar düvelerde arzu edilen büyüme hızı 750 g/gün şeklindedir. Böylece 14. ayda 350 kg ağırlığa ulaşırlar ve damızlıkta kullanılabilirler. Normal bir gebelik sonunda da güçlük olmaksızın doğum yaparlar. 4.-14. aylar arasında rasyonlar enerji yönünden zengin olmalıdır. İyi kaliteli kaba yemler (tahıl silajları + kuru ot kombinasyonları) bu amaca uygundur, ancak kaba yemin enerjisi düşükse ilave konsantre yem gerekir. Büyümenin optimum düzeyin altına düşmesi (700 g/gün) düvenin yaşamındaki produktif süreci kısalttığından ekonomik olmamaktadır. DÜVELERİN I. YILDA BESLENMESİ Genç dişi sığırlar, iyi kaliteli merada besin madde ihtiya cını karşılayabilir, ilave konsantre yem vermeye gerek duyulmaz. Mera orta kalitede ise, düşük protein içeren konsantre yemler verilir. Mera döneminde mineral madde ihtiyaçları mutlaka dikkate alınmalı, bu amaçla yalama taşları kullanılmalıdır. Kış aylarında uygulanacak besleme programında silo yemlerine yer verilmelidir. Diğer taraftan bir miktar kuru ot verilmesi de önerilir. Taze şeker pancarı yaprağı veya bunun silajı, 6 aylık yaştan itibaren giderek artan miktarlarda verilmek koşuluyla 10 kg'a kadar çıkabilir. Kış yemlemesinde bir miktar konsantre yem rasyona dahil edilir. Konsantre yemin besin madde miktarı verilen kaba yemin özelliğine göre ayarlanır. Örneğin taneli mısır silajı veriliyorsa, konsantre yemin proteini yüksek, enerjisi düşük olmalıdır. Vitamin ve mineral ihtiyaçları karşılanmalıdır. DÜVELERİN II. YILDA BESLENMESİ Bir yandan rumen kapasitesinin arttığı, diğer taraftan besin madde ihtiyaç miktarının azaldığı dikkate alınırsa, II. yılda düvelere düşük değerli yemler verilebilir. Ancak bu durum kış aylarında düşük kaliteli kaba yemlerin yeterli olacağı anlamına gelmez. Bu durumda mısır silajı ile kombinasyona gidilmesi önerilir. İLERİ GEBE DÜVELERİN BESLENMESİ Doğumdan iki ay önce ileri gebe düveler tekrar yoğun bir besleme programına alınırlar. Böyle bir besleme programı laktas yon döneminde verimliliği önemli derecede artırır. Doğum öncesi 8.-6. haftalar arasında hayvanlar kesif yeme yavaş yavaş alıştırılırlar. Bu kritik dönem lerde besin madde ihtiyacının karşılanması, fötusun ve meme bezlerinin iyi bir şekilde gelişiminde büyük rol oynar. Fötusun ve amniyon sıvısının yoğunluğundaki artışa bağlı olarak, rumenin toplam yem tüketim kapasitesi azalır. Bu nedenle, sindirilme derecesi % 70 üzerinde olan yemler verilmelidir. Başka bir ifade ile gebeliğin son ayında kaliteli yemler rasyona dahil edilmelidir. Bu dönemde kuru madde tüketim kapasitesi 8.5 kg kadardır. 8 ila 6 haftalarda 1 kg kesif yem verilir. Gebeliğin son ayında kesif yem miktarı 2 kg'ın üzerine çıkılır, vitamin ve mineral ihtiyaçla rı da 150 g/gün şeklinde uygulanır. Tablo 2’de özet olacak şekilde buzağı ve düvelerin beslenmesi verilmiştir. Tablo 2: Buzağı ve düvelerin beslenmesi Dönemler Yaş Beslenme şekli VKP(*) CA,Kg. Buzağı 1.gün İlk 6 saatteki CA'nın %6'sı düzeyinde kolostrum doğumdan sonraki 30 dk.-4saat içinde verilir. 2 35-45 Geri kalan CA' nın %4'ü kadar kolostrum 4-5 öğünde verilir. 2.gün CA'nın %10-12' si kadar kolostrum 4-5 öğünde verilir. 3.4.5.gün 3 öğün x 1,5lt. Kolostrum verilir.Kolostrum meme hizasından verilmelidir. 6.7.gün 2 öğün x 1,7lt. Süt veya süt ikamesi 2.hafta 2 öğün x 2lt. Süt veya süt ikamesi +20-50gr. Buzağı Başlangıç Yemi (BBAY) BBAY=%18HP,2800kcal./kg.ME 3.4.hafta 2 öğün x 2,5lt. Süt veya süt ikamesi+ BBAY (serbest)+ Kuru ot+ Yalama taşı+ Su 5.6.hafta 2 öğün x 3lt.Süt veya süt ikamesi+ BBAY (serbest)+ Kuru ot+ Yalama taşı+ Su 7.8.hafta 2 öğün x 2,5lt.Süt veya süt ikamesi+ BBAY (serbest)+ Kuru ot+ Yalama taşı+ Su 9.hafta 2 öğün x 2lt.Süt veya süt ikamesi+ BBAY (yaklaşık1000gr)+ Kuru ot+ Yalama taşı+ Su 9-12.hafta BBAY (1.3kg.-1.8kg.arası)+kuru ot+yalama taşı+su + Parazit ilaçlaması (iç-dış) Düve 3-14.ay Buzağı Büyütme Yemi (BBUY) (CA'nın %1'i +1kg.)+ kuru ot+ yalama taşı+ su 2,5-3 (**) BBÜY= %17HP, 2700kcal./kg.ME 10-11.ay İlk kızgınlık, ırka özel son CA' ın %45' ine ulaşıldığında 2,75 270 14.ay Tohumlama (Irka özel son CA'ın %60'ına ulaşılır.) 3 350 14.ay son Kuru Dönem veya/Gebe Düve Yemi(CA'nın %1'i+1kg.) + kuru ot + yalama taşı + su 3 hafta arası Kuru Dönem Yemi = %14HP, 2500kcal./kg.ME 3-3,5 %16 HP' li Süt Yemi veya Doğuma hazırlık yemi + İyi kaliteli, kolay son 3 hafta Sindirilebilir kaba yem + su doğum KM tüketimi C.a.'ın %2-2,25'i kadardır. Tuz ve/veya yalama taşı verilmez. 3,5 arası S.V.' i <30lt ise 4-5kg.yem, S.V.' i >30lt ise 6-7kg. Yem verilmelidir. 1. Doğum 24.ayda, son CA'ın %80'ine ulaşıldığında olmalı 3,75 540-630 CA.= canlı ağırlık, CAA.= canlı ağırlık artışı (*) : 1 V.K.P.' lık değişim yaklaşık 60-65kg.' a eşittir. (**) : 3 aylıktan itibaren(yaklaşık 100kg CA) 10.-12.aya kadar aylık CAA.=20kg., 12.24.ay arasında ise aylık CAA 23kg olarak gerçekleşmelidir. BOĞALARIN BESLENMESİ Prof. Dr. Gültekin YILDIZ AÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları A.Dalı Damızlığa ayrılan erkek buzağılar 16 haftalık süt emme döneminden sonra yaklaşık 150 kg canlı ağırlığa ulaşırlar. Büyüme dönemi sırasında ortalama günlük canlı ağırlık artışı 1100-1200 g'dır. Bu nedenle genç erkek damızlıkların dişilere oranla daha yoğun beslenmeleri gere kir. Uygulanan beslenme düzeyi damızlık gücünü ve süresini önemli derecede etkiler. Yoğun beslenenler düşük düzeyde beslenenlere göre daha erken cinsel olgunluğa ulaşırlar. Genel bir kural olarak genç sığırlar 1 yaşında kızgınlık gösterdikleri halde 1.5 yaşından önce damızlıkta kullanılmazlar. Boğa adayları 1 yaşından itibaren ayrı bölmelerde özenli bir bakıma alınırlar. 14-15 aylık iken burun halkaları takılır ve gerekirse boynuz ucu köreltilir. Damızlık erkek buzağıların beslenmesi yaşamlarının ilk 4-5 ayında damızlık dişi buzağılar ile aynıdır. 4 aylık iken dişiler den ayrılırlar ve farklı besleme programına alınırlar. Dişilere göre daha hızlı bir büyüme gösterdiklerinden, başta enerji olmak üzere diğer besin maddeleri ihtiyaç düzeyleri yüksektir. Boğa rasyonlarında enerji büyük önem taşır. Enerji yeterli olmazsa testesteron sentezi azalır ve buna bağlı olarak da cinsel aktivite düşer. Ergin boğaları aşırı yağlandırmadan kaçınmak gerekir. Çünkü bu durum onların cinsel canlılıklarını yok eder, çeşitli stres lere neden olur. Bazı amino asitler tohumlamada özel etkiye sahiptir. Arjinin bakımından yetersiz rasyonlarla beslenen boğalarda spermanın azaldığı, triptofan noksanlığının kısırlığa yol açtığı, lizinin sperma sentezinde olumlu rol oynadığı belirlenmiştir. Boğa ejakulatının kimyasal yapısı incelendiğinde su miktarının % 95, proteinin % 2-2.5, mineral madde düzeyinin % 0.9-1 ve kuru maddede pro tein düzeyinin % 50 olduğu görülür. Karotin boğa beslemede oldukça önemli bir role sahiptir. Vitamin A hücre çoğalmasını etkilediğinden döl veriminde önemli etkiye sahiptir. Yetersizliğinde sperma konsantrasyonu azalır, anormal sperma sayısı patolojik bir hal alır. Sperma hareketleri yavaşlar. Testis epidermis hücrelerinde dejenerasyon oluşur. Bütün bunların sonucu kısırlık ortaya çıkabilir. Bir boğanın günlük karoten ihtiyacı 100 mg kadardır. Suni yöntemlerle kurutulan otlar ve havuç karoten bakımından zengindir. Vitamin D ihtiyacı hayvanın açık havada bulunması ile karşılanır. Ocak ayından itibaren mera mevsimine kadar boğaya 1-2 kg havuç verilerek karoten ihtiyacı karşılanmaya çalışılır. Mineral maddeler hayvan vücudunda çeşitli biyolojik fonksi yon lara sahip oldukları gibi spermanın tohumlama gücünün artma sında da rol oynarlar. Boğa beslenmede özellikle K, Ca, P önem taşır. Genellikle K ihtiyacı işletme yemleri ile karşılanır. Cinsel aktivitenin tam olabilmesi için iz elementler ve özellikle Mn önemlidir. Yaşlı boğalarda kalsiyum özellikle sorun yaratır. O nedenle baklağil kaba yemleri verildiği zaman konsantre karmalara Ca kaynağı katılmamalıdır. Aşırı kalsiyum osteomalasiye, urealitia sise neden olur ve P noksanlığına yol açar. Normalin altında besleme programı ergenliğin başlamasını gecik tirir ve kötü kaliteli sperma üreti mine yol açar. Serbest miktarda verilecek konsantre yeme ilaveten genç boğalara iyi kaliteli kuru ot da verilmelidir. Yakla şık 10 aylık yaşta rasyo nun büyük bir bölümünü mera, silaj, yeşil yem veya kuru ot oluşturabilir. Konsantre yemlere kaba yemin kalitesine bağlı kalına rak devam edilir. Ancak gereğin den fazla konsantre yem vermek yağlan maya yol açacağından sakın calı dır. Bir yaşlı veya ergin boğalara kaliteli baklagil veya çayır otları gibi kaba yemler veriliyorsa konsantre yem kar­masındaki protein miktarı %12 düzeyinde tutula bilir. Bir boğa, yüksek süt verimine sahip inek kadar yüksek prote ine ihtiyaç duymaz. O nedenle boğalara kuruda bulunan ineklere veya büyümekte olan düvelere verilen konsantre yemler yedirilebi lir. Kısacası kompleks bir konsantre yeme gerek yoktur. Erkek damızlıkların aşım yapmadığı dinlenme döneminde, aşıma hazırlık döneminde ve aşım döneminde beslenmeleri birbirinden farklı olmalıdır. Dinlenme döneminde normal rasyonlarla beslenen erkek damız lıklar, aşım mevsimine 1-1.5 ay kala rasyondaki yem madde leri çeşit ve miktarları yavaş yavaş değiştirilerek düzenli bir besleme programı ile aşım kondisyonuna sokulurlar. Ayrıca iyi bir idmanda programlanmalıdır. İyi bir besleme ve idman erkek damız lıkların yağlanmasını önler; sağlıklı, canlı ve yüksek verimli olmalarını sağlar. Sperma verimi ile boğaların beslen mesi arasın da sıkı bir ilişki vardır. Rasyonun protein miktarının artırılma sı, mineral madde ve vitamin yönünden zenginleştirilmesi durumun da sperma kalitesinin yükseldiği gözlenmiştir. Sperma verimi üzerine buğday kepeği, bezelye, keten tohumu küspesi, balık ve et unu, yağsız süt, yumurta, sarı mısır, havuç olumlu etki yapmakta dır. Erkek damızlık rasyonlarına girecek yemler; 1- Yüksek sindirilme derecesine sahip olmalı, 2- Rasyona fazla miktarda sulu ve kaba yemler katılmamalı, 3- Rasyona girecek kuru otun kalitesi çok iyi olmalı ve en az 2 ot çeşidi yer almalıdır. Boğaları tek yönlü beslemenin olumsuz yönünden korunması için mümkün olduğu kadar rasyonları çeşitli yemlerden hazırlamak gerekir. Verilecek kuru otun kalitesi çok yüksek olmalıdır. Kullanılacak konsantre yemler içerisinde yulaf %50 oranında bulundurulur, keten tohumu küspesi, soya küspesi, buğday kepeği gibi spermanın miktar ve kalitesini olumlu yönde etkileyen maddelere de yer verilir. Hayvansal proteinler aşım isteğine ve spermanın tohumlama gücüne olumlu etkirler. Örneğin günde 250 g kadar balık unu, 2-3 kg kadar yağsız süt tozu, verilmesi yararlı olur. Balık ununun taze ve tekniğine uygun olarak üretilmesi gerekir. Boğa larda ilkbahar ve sonbahardaki yem değişiklikleri performans üzerine etkilidir. Rasyonun tek yönlü olması dolgu maddesinin yetersiz olması, proteinin belirtilen normlarının üzerinde olması, mineral madde ihtiyacının gereği gibi karşılanamaması, sonbahardan kış dönemine geçişte gözlenen aksaklıklardır. Kıştan ilkbahara geçişte de gerekli önlemler alınmalıdır. Boğaların tamamen tırfıl yada yoncadan oluşan çayırda uzun süre tutulması, spermanın kalite ve miktarını, tohum gücünü olumsuz yönde etkiler. Genç damızlık erkeklere 15 aylık oluncaya kadar 1/2'si yoğun yem olan rasyondan, canlı ağırlığın günde % 2.5-3'ü kadar verilir. Bundan sonra 3 yaşına kadar çoğunluğu (%50-70) kaba yemden oluşan rasyondan CA’ın % 2-2.5'uğu kadar vermek yeterlidir. Ergin boğalar ise CA'ın % 1.5'uğu kadar yem tüketirler. Verilen yemin tamamı iyi kaliteli kaba yem olabilir. Bakımsız kirli bir deri, boğanın aşım gücünü azaltır. Boğanın yılda 2 kez tırnak bakımı ve temizliği yapılmalıdır. BESİ SIĞIRLARININ BESLENMESİ Prof. Dr. Gültekin YILDIZ AÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları A.Dalı Modern besi, genç ve canlı ağırlık kazanmaya müsait hayvan larla yürütülür. Hayva nın genetik yapısında var olan gelişme kabiliyeti, uygun besin, mineral ve katkı maddeleri temini ile sağlanır. Hayvanların erken yaşta yağlanması arzu edilen yönde besi artışını engeller. Etin bileşimi eskiden olduğu gibi yağlı et formunda değil, proteinden zengin yapıda olmalıdır. Rasyon hazırlama ve besleme sığır eti üretiminde önemli bir role sahiptir. Bilindiği üzere yem giderleri tüm giderlerin içinde %50-70 gibi önemli bir paya ulaşır. Bu nedenle, yapılan çalışmalar yüksek bir canlı ağırlık ile ekonomik bir besiyi amaçlamalıdır. Besi, genetik yapının izin verdiği ölçüde en yüksek düzeyde kaliteli et üretmek üzere hayvanların özel bir beslenme rejimine tabi tutulmasıdır. Diğer bir ifade ile besi, hayvanlarda et verimi ve kalitesini artırmak için uygulanan bir beslenme programıdır. Besi sığırı yetiştiriciliğinde amaç, hayvanlara her gün belirli bir canlı ağırlık artışı sağlatmaktır. Besi sığırı beslenmesinde iki önemli terim vardır. Bunlardan birincisi canlı ağırlık artışı olup, bu genelde günlük canlı ağırlık artışı (GCAA) olarak belirlenir. İkincisi ise, yemden yararlanma yeteneği (oranı) (YYO) olup, her kg canlı ağırlık artışı için tüketilen kuru madde bazındaki yem miktarını ifade eder. Besi sığırı yetiştirmede gerek canlı ağırlık artışı ve gerekse yemden yararlanma oranının her ikisine birden “Besi Performansı” adı verilir. BESİ PERFORMANSINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER Bu faktörler hayvanın ırkı, cinsiyeti, orijini, yaşı, kondisyonu, bakım, sağlık durumu ve beslenmedir. 1-Hayvanın Irkı: Bir hayvandan elde edilecek canlı ağırlık kazancı başta hayvanın genetik yapısı ile sınırlıdır. Bu sınıra bakım ve besleme koşulları ile ulaşılabilir. Genetik yapısı 1000 g civarında günlük canlı ağırlık kazanmaya uygun yerli ırkları 1400-1600 g’a ulaştırmak mümkün değildir. Buna karşılık bu ağırlıkları alabilecek genetik yapıya sahip kültür ırkı ve melezleri de ancak uygun bakım ve besleme koşullarında bu canlı ağırlıklara kolayca ulaşabilirler. 2- Cinsiyet: Erkek sığırların, gerek kastre edilmiş ve gerekse dişi sığırlardan daha iyi besi performansı verdiği belirlenmiştir. 3- Yaş: Yaş, sığırlarda besi performansını etkileyen önemli bir faktördür. Besiye alınacak hayvanlar büyüme dönemini tamamlamamış olmalıdır. Besi olgunluk çağına kadar yapılmalıdır. Olgunluk çağı kültür ırkı ve melezlerinde 1.5 yaş, yerli ırklarda 2.5-3 yaştır. Bu yaşlarda besiye son verilmelidir. 4. Orijin: Damızlık değeri yüksek olan boğalardan elde edilen yavruların beside kullanılması gerekir. 5. Kondisyon: Kondisyon denildiğinde hayvanın gelişme ve besi durumu anlaşılır. Buzağılık döneminde iyi bir bakım besleme geçirmiş, iskelet çatısı kurulmuş, ancak daha sonra hastalık dışı nedenlerle (açlık, bakımsızlık, stres v.b.) cılız kalmış hayvanlar ile başarılı besi yapılır. 6. Bakım ve Sağlık: Besiye alınacak hayvanlar iç ve dış parazitlere karşı ilaçlanmış ve gerekli aşılamaları yapılmış olarak besiye alınmalıdır. 7. Besleme: İyi bir yem formulasyonu gereklidir. Bilindiği üzere giderlerin %70’e yakınını yem oluşturmaktadır. BESİ YERİ SEÇİMİ Yarı açık ve serbest ahırlarda barındırılan sığırlar daha verimli, sağlıklı ve canlı olurlar. Yarı açık ve açık besi sığırı yetiştirmede, yetiştiricilerin en fazla korktukları konu hayvanların üşümesidir. Oysa, hayvanların üşümesinden korkulamaz. Eksi10 °C’de optimum düzeyde yaşarlar. Hayvanlar için kritik ısı eksi 30 °C’dir. Kışları sert geçen ve aşırı şekilde rüzgar alan bölgelerde ahır sistemi yapılacaksa en azından rüzgar ve yağmurlara maruz kalacak yönler kapatılmalı, diğer 2 duvar açık tutulmalıdır. Bu açık kısımları gerektiğinde örtecek portatif bir perde sistemi kurulmalıdır. Kapalı ahırda yapılan besi sığırı yetiştiriciliğinde, solunumu irrite eden amonyak, hidrojen sülfür, karbondioksit ve metan gazları kronik zehirlenmelere yol açar. Bunun yanında yemden yararlanma ve günlük CAA azalır, karlılık düşer. İştahın azalmasına bağlı olarak yem tüketimi azalır. Bağlı ahır sistemi: Bağlı ahır sisteminde hayvanlar ya yarı uzun ya da kısa bağlı olarak tutulur. Uzun bağ sisteminde hayvanların yemlenmesi ve hareketi açısından rahat etmesi düşünülür. Kısa bağlıda yer ve altlık tasarrufu sağlanır. Bağlama özelliğine göre dışkı toplama ve temizleme şekilleri geliştirilmiştir. Serbest dolaşımlı ahır sistemi: Hayvanların serbest hareketine uygun, hareketleri sınırlamayan, genelde 30-40 hayvanlık bölmelerden oluşan bir alandır. Günümüzde serbest dolaşımlı mekanlarda hayvanlar için ortak kullanımlı otomatik yemlikler ve suluklar tercih edilmektedir. Serbest dolaşımlı mekanlarda 7-10 baş için ayrı üniteler düzenlenmesi hayvanlar arasındaki sosyal yapıyı da sağlamaktadır. Kapalı mekanlarda her hayvan için en azından 1.8-2.5 m2 ‘lik bir alan ayrılmalıdır. AÇIK BESİ Açık besi; ahır yapımı için fazla yatırım gerektirmez, işçilik kolay ve dolayısıyla giderleri daha azdır, daha kolay gübre temizlenebilir, hava cereyanı olmadan bol ve temiz hava sağlanır, gübre ve idrar kokusu yoktur, hayvan yediğini yakar, yağ birikimi az olur, yemin ete dönüşümü yüksektir ve yılın 12 ayında da besi yapılır. Kapalı ahırda ise yazın CAA düşer. Açık besi yerleri tabanda sıvı birikmesinin önlenmesi amacıyla hafif meyilli alanlarda yapılmalı, ulaşımı kolay olmalı, besi ünitesi fazla yağış almamalıdır. Yüksek nem (% 80-90), fırtına ve çamur gelişmeyi olumsuz etkiler. Hava sıcaklığının yüksek olması da gelişmeyi düşürür. Besi sığırı yetiştirmede yüksek yem tüketimi ve canlı ağırlık artışına ulaşabilmek, daha fazla kazanç sağlamak için hayvanların önünde sürekli yem ve su bulunmalı, suluklar yemliklerden ayrı bir yerde yer almalıdır. Hayvanların su tüketiminde kısıtlama veya belirli zamanlarda su verme gibi şartlandırmalara gidilmemelidir. BESİ SIĞIRLARININ İHTİYAÇLARI Hayvanlar tüketilen yemler ile öncelikle yaşamını idame ettirir. Fizyolojik fonksiyonların (solunum, kan dolaşımı, hareket v.s.) sürdürülmesi için gerekli besin maddelerine “yaşama payı ihtiyacı” denir. Bunun yanında hayvanların günlük verimi olan canlı ağırlık artışı için de bir kısım besin maddesi gereklidir. GCAA için gerekli besin maddelerine de “verim payı” adı verilir. Hayvanların gerek yaşama ve gerekse verim payı ihtiyaçlarını karşılamak üzere rasyon hazırlanır. Hayvanların yaşama payı ihtiyaçları canlı ağırlıkları ile bağlantılıdır. Canlı ağırlık arttıkça yaşama payı ihtiyacı da artar. Hayvanlar için rasyon hazırlarken, hayvanın o andaki CA’ı, GCAA ve besi sonu ağırlığı dikkate alınır. BESİ SIĞIRLARININ BESİN MADDE VE ENERJİ İHTİYAÇLARI KURU MADDE İHTİYACI Bir hayvanın yem tüketim gücü, günlük olarak tüketebileceği kuru madde (KM) miktarı ile belirlenir. Beside hedeflenen GCAA’na ulaşılabilmesi için gerekli besin maddeleri, hayvanın günlük tüketebileceği kuru madde içerisinde verilmezse, hayvanlar verilen yemin tümünü tüketemezler ve istenilen canlı ağırlık artışını gösteremezler. Bu nedenle günlük olarak tüketilebilecek maksimum KM miktarı bilinmelidir. ENERJİ İHTİYACI Besi sığırlarında enerji ihtiyacı yaşa ve CA’a bağlıdır. Rasyon enerji düzeyine bağlı olarak CAA hızı değişir. Genç hayvanlarda vücutta su ve protein miktarının yüksek, buna karşılık yağ miktarının düşük olduğu görülür. Besi sonuna doğru ağırlık artışının önemli bir kısmı yağ birikimi şeklindedir. Bu dönemde protein ihtiyacı sabit kalır, enerji ihtiyacında ise artış görülür. SU İHTİYACI Su, üzerinde az durulan, ancak verimde çok önemli fonksiyonları olan bir gıdadır. Suyun temiz olması gereklidir. Besi sığırlarının günlük su tüketimi tüketilen yem kuru maddesi, canlı ağırlık, çevre sıcaklığı gibi etmenlere bağlı olarak değişir. Optimal su sıcaklığı +15 °C’dir. PROTEİN İHTİYACI Sığırların protein ihtiyacı yaş, GCAA ve proteinlerin emilme derecesine göre farklılık gösterir. Rasyon enerji yoğunluğu protein ihtiyacını büyük oranda etkiler. Gençlerde büyüme hızının ve ağırlık artışının yüksek olması nedeniyle protein ihtiyacı fazladır. Bu nedenle rasyon protein düzeyi yüksek olmalıdır. Besi sığırlarında protein ihtiyacı sindirilebilir ham protein (SHP) ihtiyacı olarak ele alınır. Son yıllarda rumende parçalanabilir, rumende parçalanmayan (by-pass, korunmuş) protein birimleri de kullanım alanı bulmuştur. Ancak şu anda geniş olarak kullanımda olan SHP esasına göre ihtiyaçlar verilmektedir. SELÜLOZ İHTİYACI Besi sığırlarına selüloz bakımından fakir, enerjice zengin yemler verilir. Verilen konsantre yem miktarı kaba yemin kalite ve miktarına bağlıdır. Entansif beside rasyonda az miktarda kaba yem yer alır. Kaba yem düzeyi %10’lara kadar gerileyebilir. Ancak kural olarak günde yaklaşık 1 kg kaba yem kuru maddesi tüketmeleri gerekir. Besi sığırlarında rasyon kuru maddesinin %12-14’ü ham selülozdan oluşmalıdır. VİTAMİN İHTİYACI Ruminantlar suda eriyen vitaminleri (B grubu ve C vitaminleri) ve yağda eriyen vitaminlerden K vitaminini rumenlerinde sentezlerler. A vitamini de karotenden sentezlenir ve ruminantlar yeterince yeşil yem tüketmedikleri taktirde ß-karotenin dışarıdan ilave edilmesi gereklidir. Hayvan başına yaşama payı ß-karoten ihtiyacı 100 mg’dır. Yoğun konsantre yem (1-1.5 kg/100 kg CA) ile beslenen besi sığırlarının rasyonlarına vitamin katılır. A, D ve E vitamini rasyonlarla veya parenteral yolla sağlanır. Çayıra çıkışta da vitamin A, D ve E verilmelidir. Mısır silajı, şeker pancarı yaprağı silajı tüketimi halinde, bu silajlar fakir oldukları vitamin A ve D yönünden mutlaka desteklenmelidir. MİNERAL MADDE İHTİYACI Besi sığırlarının Ca, P, Mg ve tuz ihtiyacı önemlidir. CA ve GCAA yükseldikçe mineral madde ihtiyacı da artmaktadır. Rasyonda baklagil otları yer aldığında Ca ihtiyacının büyük bir kısmı karşılanır. Konsantre yeme dayalı entansif besilerde ise kireçtaşı (mermer tozu) gibi Ca kaynaklarının katılması gerekir. Entansif besi rasyonları P bakımından zengin yem maddeleri içerdiğinden P noksanlığı genelde görülmez. Ancak P bakımından fakir topraklarda yetişen bitkileri tüketen sığırlarda P noksanlığı görülebilir. Bu durumlarda kemik unu, florsuz fosfat kayası veya DCP kullanılabilir. YEMLEME DÜZENİ Yemleme şekli, besi sığırlarının yetiştirme şekline ve rasyon tipine bağlı olup, yüksek bir KM tüketimi temel alınarak düzenlenir. Çayırda bulunan hayvanlara konsantre yem verilecekse her hayvan için ayrı bir yemleme alanı düşünülmelidir. Yemin zenginleştirilmesi, değerliliğinin artırılması karma rasyonlarla sağlanır. Karma yemler günde en az 2 öğün de verilmelidir. Sık yemleme yem tüketimini uyarır, özellikle nemli kaba yemler pozitif etkilidir. Karma yemlerin sık aralıklarla tüketimi özellikle rumen fermantasyonu üzerine olumlu etki yapar. BESİYE BAŞLAMA Besinin başlaması için hayvanların satın alınıp işletmeye getirilmesinden esas yemlemeye kadar olan dönem alıştırma ve besi başlatma dönemi olup, normal beslemeye geçilip besi yemlerinin verildiği dönemde besi dönemini oluşturmaktadır. Besi sığırları bir ahırdan diğer ahıra yoğun yemleme döneminde nakledildiği zaman verim düşmeleri beklenmelidir. Etçi ve sütçü melez erkek sığırlar yüksek canlı ağırlığa (>500 kg CA) kadar beslenecekse yaklaşık 350-400 kg CA'da bir ayırıma tabi tutulmalı ve besiye bundan sonra devam etmelidir. Seleksiyon (ayırım) kriterleri olarak CA, CAA rol oynayabilir. Besi melezleri gerek yüksek ve de gerekse düşük yemleme yoğunluğunda yüksek GCAA gösterebilirler ve süt inekleri melezlerine göre daha iyi karkas verirler. Bu nedenle son ağırlık 600 kg CA olana kadar beslenmelidirler. Ani yem değişikliklerinin olumsuz etkileri vardır. Gözlenen verim düşmeleri, rumendeki mikrobiyel populasyonun adaptasyon güçlüğü ile ilişkilidir ve yem tüketiminin azalması ile sonuçlanır. Çeşitli yem maddelerinin ve katkılarının kombinasyonu ile normlara uygun ihtiyacı karşılayacak rasyonlar oluşturulur. Rasyon hesaplamalarında, her bir yem maddesinin özellikleri, içerdikleri spesifik maddeler veya zararlı maddeler ve bunların tüketilebilme özellikleri göz önüne alınmalıdır. Yüksek bir KM tüketimine her şeyden önce çok yönlü bir rasyon ile ulaşılabilir. HS bakımından zengin rasyonlar şeker pancarı yan ürünleri ve NPN bileşikleri ile kombine edilebilir. Kuru kaba yemler kıyılmış meyvelerle birlikte verilerek KM alımı düzenlenebilir. Eldeki yem maddeleri ile normlara uygun rasyon hesaplamalarında: 1. Enerji miktarı, 2. HP miktarı, 3. KM tüketimi, 4. HS miktarı, 5. Sindirilebilir enerji (<%67 olması düzenleme gerektirir), 6. Mineral ve vitamin miktarları gibi parametreler ayarlanmalıdır. Bütün rasyon örnekleri bağlı-ahır sistemine göre hesaplanır. Serbest dolaşımlı yetiştirmeler için ise %10 enerji ilavesi gerekir. Tablo. Bazı kaba ve kesif yemlerin hayvan sağlığını ve veri mini nicelik ve nitelik bakımından olumsuz yönde etkilememesi için hayvan başına verilebilecek maksimum miktarları, kg/gün Yemler Süt inekleri Besi sığırları Dana ve Düve Çavdar hasılı 40-45 40-45 30-40 Yulaf hasılı 30-40 30-40 30-40 Pancar yaprakları 20-30 20-30 10-15 Yerelması yaprakları 40-45 40-45 - Havuç yaprakları 20 20 20 Yemlik lahana 10 10 - Yeşil yonca 40-45 40-50 15-20 Hayvan pancarı 25-35 25-35 15-20 Silaj yemleri 20-30 20-30 7-15 Şalgam 10 10 - Havuç 10-30 10-30 1-2 Korunga (yeşil) 40-45 40-50 10-15 Patates 10-20 10-20 - Kabak 30 30 10-15 Pancar posası (yaş) 20-25 30-40 -verilmez " " (kuru) 4-5 5-6 “ Melas 1-1.5 2-2.5 - Bira posası 10-15 10-12 - Malt çili (kuru) 3 3 1 Saman, kavus, kes 8 3-4 3-4 Kuru ot (orta-iyi kalite) 8-10 3-4 3-4 ATK 2-2.5 6 Karma yeme: %20-30 PTK 1-1.5 2-3 % 20-30 0.5 Keten toh.küspesi 1-2 2-3 % 20-30 SFK 2 2 % 20-30 Kepek 2-3 2-3 % 20-30 Mısır 1.5-2 1.5-2 Bakla 1 1 Lüpen 3.5 3.5 At kestanesi 5 10 Fiğli yulaf 8-10 8-10 BESİ SIĞIRLARININ BESLENMESİNDE KULLANILAN YEMLER 1- KABA YEMLER: Besi sığırlarının yemlenmesinde söz konusu olan çeşitli kaba yemlerin özellikleri; - vejetasyon durumu, HS miktarı ve enerji yoğunluğu - zararlı bileşenlerin miktarı - yem tüketimi, enerji tüketimi üzerine yemlerin etkisi, kaba yemlerin birlikte etkisi (mısır + yonca gibi) - kaba yemlerin tüketilebilme miktarı - besi sonu CA ve GCAA yüksekliği - sığırların genotipleri, yetiştirme şekilleri gibi faktörler tarafından etkilenir Yeşil yemler. En iyisi yeşil mısır ve çayır-baklagil karışımları teminidir. Rasyonun değerinin artırılması için, 2 yeşil yem maddesi veya silaj ile kuru kaba yem karışımı kullanılmalıdır. Kuru kaba yemler: Ülkemizde yaygın olarak kullanılan kaba yemlerin başında saman gelir. Saman kaba yemler içerisinde en kalitesiz olandır. Genç ve yüksek verimli sığırlarda kuru kaba yem konserveleri, yüksek miktarda by-pass protein ve yağlı tohum küspesi gibi önem taşır. Pelet kuru yeşil yemlerin içerdiği HS rumen motorik fonksiyonları için yeterli olmadığından 0.5-1 kg saman selüloz amacı ile tüketilmelidir. Besi sığırlarına gerek muamelesiz ve gerekse mekanik ve/veya kimyasal muameleli saman verilebilir. Saman miktarı yemlerin enerji konsantrasyonu ve konsantre yem katkısına göre değişir. Şeker Pancarı Posası İle Besi: Kuru ve yaş olarak hayvanların tüketimine sunulan şeker sanayi yan ürünü olan pancar posası enerjisi yüksek bir yemdir. Besi sığırlarında yaygın olarak kullanılır. Kuru şeker pancarı posası ağırlığının bir kaç katı su çekme özelliğine sahip olduğundan hayvanlara verilmeden önce 5-6 misli su ile ıslatılmalıdır. Dolgu maddesince fakir olduğundan saman ile birlikte kullanılabilir. Şeker pancarı posası, protein, vitamin A ve P minerali bakımından oldukça fakirdir. Rasyonlarda ŞPP yer aldığında bu noksanlığın giderilmesi gerekir. ŞPP’nın depolanması zor olduğundan silajda olduğu gibi silolanması gerekir. Silaj: Enerjiden zengin ve en iyi şekilde tüketilen silajlar, buzağı yetiştirme yemlerine ve sığırların son besisine ilave edilmelidir. Şayet silajın kalitesi düşük ise, bunlar ön besi döneminde kullanılmalıdır. Kötü kaliteli silaj ile aynı besi sonucuna ulaşmak için genellikle yüksek düzeyde konsantre yem tüketilmelidir. Bira mayası ve malt posası: Taze veya konserve bira mayası alıştırma süresini takiben sığırlar tarafından sevilerek tüketilir. Bira mayasının kendine özgü keskin kokusu, hafif acı tadı vardır. Konservasyon iyi değilse hayvanlar tarafından isteksiz tüketilir. Taze bira mayası ve malt posası ortam sıcaklığına bağlı olarak 2-4 gün dayanır. Organik asitlerle konservasyonu (propiyonik asit gibi) korunma süresini uzatır. Malt posası silajı, mısır silajı için gerekli protein miktarını sağlar, mısırı silajının sindirimini artırır. 2- KONSANTRE YEMLER: Bu grupta hububat tahılları ile proteince zengin baklagil ve yağlı tohum küspeleri yer alır. Kurutulmuş ŞPP ve glutenlerde bu grupta incelenir. Süt ineklerinde olduğu gibi besi sığırı rasyonlarına da üre gibi NPN bileşikleri katılabilir. Üre miktarı 30-35 g/100 kg CA total rasyona %1.5, yada konsantre yeme %2.5 veya rasyon toplam azotunun 1/3’ü üre azotu olacak şekilde kullanılmaktadır. Üre hayvanlara tedricen artırılarak verilir.. Genç sığırlarda kaba ve konsantre yem arasında 1:2.5, yaşlılarda ise 1/1.5-2 şeklinde bir denge kurulabilir. Ancak bazı durumlarda bunlara uymak mümkün olmuyor ve entansif beside %80-87’lere varan düzeyde konsantre yem uygulaması gerekiyor. Besi sığırları için rasyon hazırlarken aynı besin maddesini içeren yem maddelerinden en ucuz olanı seçilmelidir. Özellikle ülkemizde yemler, besin değerlerine göre fiyatlandırılmadığından ekonomik bir verim için en ucuz besin madde kaynakları seçilmelidir. Yağlar sığırlarda enerji olarak iyi değerlendirilir. Yemlik yağ rasyonlara KM’de %4’ü geçmeyecek şekilde katılabilir. Tablo. Besi sığırı rasyonlarında konsantre yem ilavesi Karmaya giren miktar Yem maddeleri KM, g/kg Kg KM/100 kg CA Buğday,arpa,mısır 880 0.9 Yulaf 880 0.6 Çavdar,darı 880 0.35 Kepek 880 0.35 Kurutulmuş Şeker pancarı 930 0.4 Melas 800 0.3 KŞPP 900 0.9 Patates, taze 240 0.5 Patates, kurutulmuş 900 0.8 Tahıl şilempesi 100 0.8 Küspeler 880 0.13 Üre 880 0.03 Yemlik yağ 900 0.05 BESİ ŞEKİLLERİ Buzağı Besisi: Buzağı eti sığır etinden (yaklaşık 500 kg CA) %30 daha az enerji içerir ve daha açık renklidir. Açık renk Fe teminindeki eksiklikten (süt Fe'den fakirdir) ve kas renk maddesi miyoglobin sentezinin azlığından kaynaklanır. Kimi yemleme şekilleri (yalnız sıvı verme, kaba ve konsantre yemin az verilmesi) ön midelerin gelişimini geciktirir ve düşük kesim ağırlığına ulaşılır. Buzağı besisinin süt ile yapılması sonucu 130-150 kg CA’a, süt ve konsantre yem ile 180-200 kg CA'a ulaşılır. Buzağı besisinde mümkün olduğu kadar süt yağı ve proteini düşürülmelidir. 1. Süt ikame yemi (SİY) ile besi Süt ikame yemleri ve daha ucuz olan bitkisel veya hayvansal yağlar ile zenginleştirilmiş yağsız süt, kolostrum uygulamasını takiben kullanılır. İkame yemin temel kısmını yağ, yağsız süt tozu (en az %55) ile mineral ve etkin maddeler oluşturmaktadır. Ortalama GCAA 1200 g olup 85-100 günde 100-120 kg (başlangıç ağırlığı 50 kg) canlı ağırlık kazanmaktadır. Üretimde amaç 100-120 günlük buzağıları 150-170 kg kesim ağırlığına ulaştırmaktır. 2. Uzatılmış buzağı besisi Buzağı beslemede kullanılan konsantre ve kaba yemler ön midelerin gelişimini sağlar. Uzatılmış buzağı besisinde (ağır buzağı besisi: 180-250 kg CA) bu yemlerin ilavesi sonucu buzağı eti (ince lifli, narin ve oldukça yağsız) bazı değişikliklere uğrar. Süt besisinin tersine et kırmızı renklidir. Buzağı yetiştirme yemlerinde veya temel karmada konsantre yem olarak tahıl karışımları ilave edilir. Uzatılmış buzağı besisinde süt miktarı 10 haftalık yaştan itibaren azaltılır. Konsantre yem ilavesi mümkün olduğu kadar erken zamanda başlamalıdır (2. haftadan itibaren). Düve Besisi ve Düvelerden Ön Yararlanma Düve besisi, besi hayvanlarının küçük bir kısmını oluşturur. Genellikle dişi gebe olmayan hayvanlar veya değişik nedenlerle damızlık dışı kalanlar kullanılır. Entansif yöntem uygulanan düve besisinde kesim ağırlığı 350 kg iken, besi melezleri ile yapılan besilerde 400 kg CA' a ulaşılmaktadır. Bu CA' dan sonra besiye devam edildiğinde yem tüketimi hızla artar ve vücutta yoğun bir yağlanma oluşur. Düve besisinde enerji ve protein tüketim değerleri dana besisinden sırasıyla %40 ve %20 daha fazladır. Yaşlı Sığır Besisi Yaşlı sığır besisi uygulanan hayvanlarda yoğun miktarda yağ depolanması vardır ve bu etlerin enerji yoğunluğu fazladır. Yetişkin hayvanların besi için gerekli enerji ve yaşama payı ihtiyacı GCAA üzerinden hesaplanır. Meranın bol, kaba yemin ucuz olduğu bölgelerde ekonomik olarak bu hayvanlar besiye tabi tutulur. İlave yemler ile birlikte GCAA 900 g'a ulaşır. BESİ MALİYETİ Ankara, maliyet hesabı. Aralık 2009-12-18 Besi materyali maliyeti, Tl 2000 Veriler: Arpa 36-37, Kepek 30, mısır 42-43, AÇK 45, saman 10, silaj 10, yonca 25, posa 1, kesif yem 50 kuruş. Randıman, %58, GCAA 1250 g, süre 8 ay, Alım CA 200 kg, Alım fiyat 2000 Tl Toplam yem masrafı, Tl 1223,58 İşçilik masrafı, Tl 213,02 Vet hekim - sağlık masrafları, Tl 62,83 Bakım-onarım ve amortismanlar, Tl 37,93 Diğer masraflar, Tl 293,85 Besi sonu CA, kg 500 Toplam karkas ağırlığı, kg 290 Birim canlı ağırlık maliyeti (TL/kg CA) 7,66 Birim karkas maliyeti (TL/kg karkas) 13,21

KAYNAK http://80.251.40.59/veterinary.ankara.edu.tr/yildiz/genelbilgiler.htm

0 Comments

CANLI HAYVAN VE ET İTHALATÇILARI İÇİN YARARLI LİNKLER

ABD Brown Swiss Birliği 
ABD Holstein Birliği
ABD Ulusal Et Sığırcılığı Birliği
Accelerated Genetics
Accelerated Genetics
Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakültesi
AGRİTA
Akdeniz Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Alfasan
Almanya Holstein Birliği
Amerikan Angus Birliği
Amerikan Hayvan Yetiştiricileri Birliği (NAAB)
ANAFİ
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Erzurum
Avusturalya Holstein Birliği
Avusturya Holstein Birliği
Boehringer Ingelheim
Boehringer Ingelheim
Boehringer Ingelheim
Boehringer Ingelheim Vetmedica
Boğa Arama Sitesi
Bu Toprağın Sesi
Caldez Kireç
Celcius and Fahrenheit Conventer
Centimeter to Feet Conversion
Convert foot to centimetre
CSS (Certified Semen Services)
DeLaval
DeLaval Türkiye
Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi
E-Devlet
EGE TECHNA (Hayvan Besleme Teknikleri)
Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Ertan Tarım ve Hayvancılık İşletmesi
ET Sanayi Dergisi
Fahrenheit to Celsius Conventer
Fırat üniversitesi Veteriner Fakültesi, Elazığ
Gebelik Tablosu (283 gün)
Harran Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Hauptner
İCAR
İngiliz Vademecum
İngiltere Holstein Birliği
İnterbull
İrlanda Holstein Freisian Birliği
İsrail Sığır Yetiştiricileri Birliği
İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İstanbul Veteriner Hekimler Odası
İsviçre Brown-Swiss Birliği
İsviçre Holstein Birliği
İzmir Tarım Grubu
İzmir Ticaret Odası
İzmir Veteriner Hekimler Odası
Jurox
Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Kanada Holstein Birliği
Kela-Phenix
Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Krka
Laboratorios Ovejero
Merck Veteriner Manual
Minitube
Minitube
National Mastitis Council
Novartis Hayvan Sağlığı
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Samsun
Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Select Sires
SETBİR
Slovakya Genetik (Top 100)
Süt Hayvancılığı
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu
T.C. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü
T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü
Tarım Merkezi
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü
Tarımsal.net
Techna 
Ted Ecza
Temperature Conversion
TicariVideo.com
Türk Veteriner Hekimler Birliği
Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği
Türkiye İstatistik Kurumu
Türkiye Süt, Et, Gıda San. ve Üreticileri Birliği
TÜSEDAD
TÜSİAD
Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Veteriner Cerrahi Derneği
Veteriner Halk Sağlığı Derneği
VİSAD (Veteriner Sağlık Ürünleri Sanayicileri Derneği)
World Veterinary Association
World Wide Sires
Yaprak Çiftliği
Yeni Zelanda Holstein Birliği

 

0 Comments

ET İTHALATI VE CANLI HAYVAN İTHALATI 1 YIL UZATILDI

Bakanlar Kurulu, Et ve Balık Kurumu’na sıfır gümrükle ithalat izni verdiği 100 bin tonluk damızlık olmayan canlı sığır ve sığır eti tarife kontenjanının süresini bir yıl uzattı.

Ayrıca, karkas et, kasaplık canlı sığır, besilik canlı sığır, koyun, kuzu ithalatında uygulanan düşük gümrük vergisi uygulamasının süresi sınırsız olarak uzatıldı.

Et ve Balık Kurumu, Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde Türkiye’nin ithal etmeyi taahhüt ettiği 19 bin 100 tonluk et ithalatına ilişkin tarife kontenjanının süresinin uzatılması için talepte bulundu.

Alınan bu kararlar hayvancılığı nasıl etkileyecek?

Öncelikle alınan kararların ne anlama geldiğine bakalım. Bakanlar Kurulu, 29 Haziran 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararı ile Et ve Balık Kurumu’na 100 bin ton damızlık olmayan, kasaplık canlı sığır ve sığır etinin sıfır gümrükle ithalatının yapılması için tarife kontenjanı açtı. Bu ithalat için Et ve Balık Kurumu’na verilen süre 31 Aralık 2010′da doluyordu. Dünkü, Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı, bu sürenin 31 Aralık 2011′e kadar uzatılmasını öngörüyor.

Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş’a 100 bin tonluk tarife kontenjanının ne kadarının kullanıldığını sorduk. Bekir Ulubaş, bugüne kadar 50 bin tonunu kullandıklarını söyledi. Bakanlar Kurulu, kalan 50 bin ton için süre uzatımına gitti.

Bekir Ulubaş’ın verdiği bilgilere göre, Et ve Balık Kurumu’nun stokunda 6 bin ton et ve kesilmek üzere 35 bin baş kasaplık sığır var. Bu stok piyasanın durumuna göre değerlendirilecek.

Et ve Balık Kurumu, 1 Ocak 2011 itibariyle ithalat için yeni ihale sürecini başlatacak. Kendisine verilen yetki çerçevesinde karkas et ve kasaplık sığır ithalatını sürdürecek. Bununla yetinmeyip, Avrupa Birliği’ne Gümrük Birliği müzakereleri döneminde verilen ve ilk kez 2010 yılında yerine getirilmesi için adım atılan 19 bin 100 tonluk et ithalatına ilişkin tarife kontenjanının yenilenmesi için talepte bulundu.

Haziran ayında Et ve Balık Kurumu’na sıfır gümrükle ithalat yetkisi verildikten sonra önce 19 Eylül 2010 daha sonra da 28 Ekim 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararları ile özel sektörün de ithalat yapması sağlandı. Bu amaçla, canlı hayvan ve karkas et ithalatındaki yüzde 135 ile yüzde 225 olan gümrük vergisi oranları yüzde sıfır ile yüzde 40 oranına çekildi. Özel sektöre sağlanan canlı hayvan ithalatı ile ilgili düşük gümrük vergisi uygulaması 1 Nisan 2011′de, karkas et ithalatındaki düşük vergi uygulaması ise 1 Ocak 2011′de sona erecekti.

Bakanlar Kurulu’nun Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayınlanan kararı ile hem 1 Ocak 2011 hem de 1 Nisan 2011 sınırlaması kaldırıldı. Canlı hayvan ve karkas et ithalatındaki düşük vergi oranı süre belirtmeksizin uzatıldı.

Dünkü Resmi Gazete’de yayınlanan bu iki kararla Hükümet, hayvancılığın rotasını tamamen ithalata çevirdi. Büyük baş, küçük baş,besilik, kasaplık olmak üzere her türlü canlı hayvan ve karkas et ithalatına kapılar sonuna kadar açılmış oldu.

Hayvancılık sektörünün genel beklentisi ve talebi, besilik sığır ve damızlık hayvan ithalatının yerli üretimi zorlamayacak, yok etmeyecek gümrük vergi oranları ile sürdürülmesi, kasaplık hayvan ve karkas et ithalatının ise durdurulması yönündeydi. Ancak hükümet yerli üreticiyi koruyacak bu öneriyi kabul etmedi. Hayvancılık sektörünü tamamen dışa bağımlı hale getirecek, yerli üretimi bitirecek, besi işletmelerini iflasa sürükleyecek kararlara imza attı.

Karar öncesinde özellikle besiciler, dertlerini anlatabilmek için bakanlık bürokratları ile defalarca görüştüler. Yaşanacakları anlattılar. Fakat dinleyen olmadı.

O besicilerden birisi de Adana’da 9 bin baş kapasiteli Şahbazlar Çiftliği’nin sahibi Mehmet Şahbaz. Mehmet Şahbaz, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları ile görüştüğünü belirterek, kendisine gönderdiği rapordan bir bölümü bize şöyle özetledi: “Besi hayvanının canlı olarak kilosu ortalama 11-12 lira. Bu hayvanı beslemek için yem yedirmeniz gerekiyor. Yem fiyatı çok yüksek. Buğdayın tonu 600, arpa 500, mısır 520, pamuk küspesi 550, kepek 400 lira. Buna ilaç ve canlı hayvan ölümlerini de eklersek karkas maliyeti 15-16.5 lira. Daha bunda üreticinin karı yok. İthal edilen besilik dananın canlı ağırlık fiyatı 8-9 lira arasında. Beslenme, ilaç, hayvan ölümü eklendiğinde canlı maliyeti 14-15 liraya geliyor. Bu maliyetler ortada iken dışarıdan 8-9 liraya karkas et ithal ediliyor. Ama markette 25 liradan satılıyor. Yapılan ithalat, 3-5 büyük etçi markete yarıyor. Bu ithalat böyle devam ederse biz besiciler yaşayamayız, hepimiz iflas ederiz. Ben 80-90 kişi çalıştırıyorum. Hepsini evine gönderir işletmeye kilidi vururum.”

Pehlivanoğlu Grubu’nun Et Direktörü Hüseyin Şenoğulları, Salı günü Nazilli pazarına besi danası almak üzere gittiğini ve sadece 15 dana alabildiğini söyledi. Hüseyin Şenoğulları’nın anlattıkları şöyle: ” Piyasada mal yok. Besilik hayvan ithalatına ihtiyaç var. Ama, kasaplık hayvan ve karkas et ithalatı düşük vergi oranları ile ithalatı devam ederse, ki o yönde karar alındı. Bu kararlarla yerli besi işletmelerinin yaşama şansı yok. Bu kararın gözden geçirilerek en azından kasaplık sığır ve karkas et ithalatında vergiler yüzde 50-60 seviyelerine çıkarılmalı.”

Türkiye’nin en büyük besi işletmesine sahip Banvit’in Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Görener, alınan kararı “buyursunlar cenaze namazına” diye yorumladı. Görener, bu şartlarda hiçbir besi işletmesinin yaşayamayacağını ve işletmelerin anahtarını hükümete vereceklerini söyleyerek tepkisini gösterdi.

Özetle, AKP Hükümeti yerli üreticinin çığlıklarını duymadı. Duymak istemedi. İthalata teslim oldu. Bunun faturasını bugün belki birkaç besici ödeyecek. Fakat yakın zamanda 72 milyon ödeyecek. Yerli üretim bitince ithalat bu kadar kolay ve ucuz olmayacak. Bizden uyarması.

Kaynak : Tarım Dünayası – 23 Aralık 2010

 

0 Comments

Büyükbaş Hayvan Irkları Resimleri ve Türkiye'deki sığır ırkları hakkında genel bilgiler

TÜRKİYEDE BÜYÜK BAŞ HAYVAN IRKI SIĞIRLAR VE ÖZELLİKLERİ ŞÖYLE.

A) SÜTÇÜ SIĞIR IRKLARI:

     I) SİYAH – BEYAZ ALACA (HOLSTEİN FRİESTAN ):

      Dünyada en fazla yayılma alanına sahip kültür ırkı Siyah-Alacadır. Anavatanı Hollanda’nın Frizya bölgesi olan bu ırkın yer yüzündeki mevcudu 100 milyondan fazladır. Sütçü ırkların en iri örnekleri iki verim yönlüdür. Bu örneklerin erkekleri hızlı gelişir ve oldukça kaliteli karkas verirler. Bu nedenle ırkın et üretiminde de önemli bir yeri vardır.

      Siyah-Alacalarda renk siyah beyazdır. Siyah ve beyaz kısımların oranı hayvandan hayvana büyük değişiklik gösterir. Süt verimi ülkelere göre farklılıklar göstermekle birlikte 10 tonun üzerinde verime sahip ineklerin sayısı oldukça yüksektir. Siyah-Alaca’dan ülkemizde de yılda 5000-7000 kg süt elde eden işletmeler mevcuttur. Süt verimi oldukça yüksek olan bu ırkın yağ oranı %3-3.5 civarındadır. Beside günlük canlı ağırlık artışı 1000-1400 g arasında değişen bu ırkın erkeklerini 12-15 aylık yaşta kesim ağırlığına ulaştırmak olasıdır. Ayrıca özellikle Avrupa ülkelerinde Siyah-Alaca erkek buzağılar, hızlı gelişmeleri nedeniyle buzağı eti üretiminde kullanılırlar. Bu amaçla bir araya getirilen ve beslenen buzağılar, yaklaşık 14-16 haftalık yaşta 120-180 kg ağırlığa ulaştıklarında kasaba sevk edilirler

     II) JERSEY:

      Adını, İngiltere ile Fransa arasında yer alan kanal adalarından biri olan  Jersey adasından almıştır. Dünyanın birçok ülkesine buradan yayılan Jersey ırkı, sütte yağ oranı en yüksek sütçü ırk olarak bilinir. Bunun yanında küçük cüsseli bu ırkın erkeklerinin besi yeteneği son derece geridir. Entansif beside günlük canlı ağırlık artışı 600-700 g civarındadır. Bu nedenle yetiştiriciler erkek buzağıları en kısa zamanda ve masrafsız bir şekilde elden çıkarma yoluna giderler. Hatta Türkiye’de bazı bölgelerde Jersey erkek buzağılarının doğumu takiben öldürülmesi dahi söz konusudur.

      Jersey ırkının ortalama süt verimi 3000 kg, sütte yağ oranı %5 civarındadır ve sütünün rengi diğer ırkların sütüne göre daha sarıdır. Rengi açık kirli sarıdan koyu kahveye kadar değişen Jerseylerin önemli bir özelliği de diğer ırklara göre dış etkenlere hızlı ve aşırı reaksiyon göstermeleridir.
B) KOMBİNE VERİMLİ KÜLTÜR IRKLARI:

     I) ESMER IRK (MONTAFON – BROWN SWİSS):

       Anavatanı İsviçre’dir. Siyah-Alaca kadar olmasa da oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Türkiye’ye getirilen ilk kültür ırkıdır.

       Esmer ırkın rengi gümüşi griden siyaha yakın koyu kahve ve koyu kül rengine kadar değişir. Burun ucu açık renkte olan bu ırkta, sırt boyunca uzanan ve ester çizgisi olarak tanımlanan açık renkli bir bölge vardır. Geç gelişen bu ırk en yüksek süt verimine de geç ulaşır. Sığır eti ve süt danası olarak Siyah-Alaca ırkına yakın bir değer gösterir. Ortalama yeteneği oldukça iyidir. Kombine verimi bir ırktır.

     II) SARI ALACA ( SİMENTAL – FLECKVİEH ):

       Esmer ırk gibi kombine verimli-iki verim yönlü ırk olan Sarı-Alaca’da İsviçre kökenlidir. Renk sarı-beyaz veya kırmızı-beyaz alacadır. Baş genellikle beyazdır. Oldukça sağlam yapılı ve iri cüsseli bir ırk olan Sarı-Alaca ineklerin canlı ağırlığı 650-800 kg’yi bulur. Süt verimi 4000-5000 kg civarındadır. Erkeklerin besi yeteneği yüksektir. Sütçü ırkların dişileri Sarı Alaca boğalarla çiftleştirildiklerinde besiye oldukça uygun kasaplık materyal elde edilebilmektedir

C) ETÇİ SIĞIR IRKLARI:

     I) HEREFORD:

      İngiltere’de geliştirilmiş bir ırk olan Hereford, günümüzde ABD’de yaygın olarak yetiştirilmektedir. Hereford ırkında renk kırmızı beyazdır. Fakat beyaz rengin dağılımı oldukça tipiktir. Baş tamamen beyazdır ve bu özellik dominanttır. Başa ek olarak bacakların uç kısımları, karın altı, kuyruk ve sırt çizgisi de beyaz renklidir. Boynuzlar uzundur. Fakat günümüzde boynuzsuz Hereford yetiştiriciliği de yapılmaktadır.
      Yürüme ve adaptasyon yeteneği ile dişlerinin analık özelliği oldukça iyi olan Hereford ırkı 1958 yılında Türkiye’ye getirilmiş, Doğu Anadolu’daki devlet işletmelerine götürülen bu ırk oralarda hem saf olarak yetiştirilmiş hem de melezleme çalışmalarında kullanılmıştır. Ne var ki, ekonomik açıdan yeterli bulunmadığı için yetiştiriciliği sürdürülmemiştir.
    
     II) ABERDEN ANGUS:

      Angus başlıca etçi sığır ırklarından biridir. İskoçya’dan köken almış olup, ilk resmi tescili 1835 yılında yapılmıştır. ABD’de ise 1873 yılında tescil edilmiştir. Şu anda ABD’de etçi ırkların % 60’ını Angus ırkı oluşturmaktadır. Halen sayısal olarak birinci sıradaki tescilli etçi ırk yine Angus’ tur.
      Karkas kalitesi ve mermerleşme yönünden tercih edilen bir ırk olduğu gibi, ticari melezlemeler için de idealdir. Ticari melezlemelerde anne olarak özellikle Angus ineklerinin seçilmesi kolay doğum açısından önem taşır. Yardımsız doğumda kendini ispatlamış, yüksek randıman veren, genetik olarak boynuzsuz, kötü koşullara dayanıklı, kolay uyum sağlayan, erken gelişen bir ırktır. Bakımı kolaydır. Sert iklimlerden kötü yönde etkilenmez. Angus ırkı gelişmesi ve diğer özellikleri kadar lezzetli etiyle de ünlüdür. Son yıllarda “ Angus Eti” olarak özel damgayla satılan etleri, özellikle ABD et endüstrisinin gözde ürünlerinin başında gelmektedir. Angus ırkında ortalama doğum ağırlığı 39 kg, erkek danaların 205 günlük canlı ağırlıkları 315 kg, bir yaşına geldiklerinde canlı ağırlıkları 545 kg olmaktadır.
      Angus ırkı tipik siyah bir ırktır. Tamamen siyah olması bu ırkın en önemli özelliğidir. Ancak bazı soylarda bulunan resessive (çekinik) kırmızı geni kullanılarak sonraki yıllarda Kırmızı Angus ( Red Angus ) ırkı elde edilmiş ve ilk defa 1954 yılında tescillenmiştir.
      Red Angus ırkı yetiştiricileri Siyah Angus’tan ayrı bir ırk olarak örgütlenmiş olup, “Red Angus” sıcak bölgelerde “ sıcağa dayanıklı ırk” olarak değerlendirilmektedir. Red Angus (Kırmızı Angus) ve Siyah Angus aynı kökenden ırklar olup, Kırmızı Angus’ un doğum ağırlığı, 205 ve 365 günlük ağırlıkları da Angus’a yakındır.

III) GALLOWAY:

      Engebeli yüksek alanlarda yetiştirilen sağlam yapılı bir ırktır. Boynuzsuz ve siyah renkli bir ırk olan Galloway kaba görünüşlüdür. Güney Batı İskoçya’da geliştirilmiş olan bu ırk, hayvanlara fazla özen gösterilmeyecek alanlarda et sığırı sürüleri kurmak için önerilebilir.

     IV) ŞAROLE ( CHAROLAİS):

     Fransa’da geliştirilmiş beyaz renkli, boynuzlu ve görece küçük kafalı bir ırktır. Ergin boğaları 1000-1300 kg gelen bu ırk sütçü sürülerden kasaplık buzağılar elde etmeye yönelik melezleme çalışmalarında geniş ölçüde kullanılmaktadır.

     V) LİMOUSİN:

     Fransa kökenli bir ırktır. Adını Fransa’daki Limousin bölgesinden almıştır. Limousin sığır ırkının tarihinin Avrupa kıtası kadar eski olduğu söylenmektedir. Irkın ilk resmi kabul tarihi 1854 yılıdır.
     Limousin ırkında baş küçük, boyun kısa, ancak vücut uzundur. Kalçalar özellikle kaslıdır. Renk altın sarısından, kırmızıya kadar değişir. Merme ve göz çevresi daha açık renktedir. Orijinal olarak boynuzlu bir ırktır. İnce uzun vücut yapısı buzağılarda çok belirgin olup, genellikle güç doğum meydana gelmez. Et/ kemik oranı mükemmeldir. Besi sonu randımanı gayet yüksektir. Her türlü melezlemeye uygun bir ırktır. Adaptasyonu kolay, dış koşullara dayanıklıdır. Limousin ırkı inekler, boğalara göre biraz daha açık renkli olurlar, boynuzları ve tırnakları açık renklidir. Uyum sağlamak için soğuk iklimlerdekiler uzun tüylü, ılıman iklimlerdekiler kısa tüylüdürler. Doğum ağırlığı erkek buzağılarda 39 kg, dişi buzağılarda 35 kg civarındadır. Limousin ineklerinin canlı ağırlığı 550 kg civarında olup, günde 9-10 kg süt verirler. İneklerin cidago yüksekliği 137 cm, boğaların cidago yüksekliği 145 cm kadardır. Erkek buzağıların 210 günlük canlı ağırlıkları 310 kg’a, 1 yaşındaki canlı ağırlıkları 530 kg’a ulaşır. Limousin ırkı Veal (beyaz et) üretimine uygundur. Fransa’da özellikle Veal üretimi için tercih edilir.
     Besi yerlerinde yemden yararlanma açısından ünlü olmuş ırktır. Eti yumuşak, ince liflidir. Limousin ırkının en önemli özelliklerinden biri yumuşak başlı bir ırk olmasıdır. Uysallık, sakinlik anlamına gelen (DOC) veya Docility olarak adlandırılan bu özellik bir çok ticari besicilik yapanların melezlemede kullandığı bir özelliktir. Sevk ve idareyi kolaylaştıran DOC özelliğinin kalıtım katsayısı yüksektir. Böylece melezlere de geçen bu uysallık geni diğer yandan etlerin yumuşak ve yeme kalitesinin yüksek olmasını sağlar. Tüketici panellerinde DOC özelliğiyle, yeme kalitesi ve yumuşaklık arasında bir pozitif ilişki olduğu saptanmıştır.
     Kırmızı renk ve boynuz Limousin için baskın karakterler olduğu halde, resessif (çekinik) genlerle siyah ve boynuzsuz Limousin elde etmek ve geliştirmek mümkün olmuştur.

     VI) PİEDMENTOSA:

     Piedmentosa (piedmontese) etçi sığır ırklarından biridir. Ana vatanı kuzey İtalya’da Alp dağlarıdır. Ancak ataları Pakistan kökenli sığırlardır. Diğer etçi sığır ırklarına göre inekleri daha sütlüdür. Yılda 2-2,5 ton civarında süt verirler. Hatta İtalya’nın bazı bölgelerinde sadece piedmentosa ineklerinin sütleriyle yapılan spesiyal peynirler üretilir. Daha önceleri çift amaçlı, yani et ve süt yönünden yetiştirilen piedmentosa’lar daha sonra et yönünden ıslah edilmişlerdir. Çünkü etlerinin çok önemli bir özelliği keşfedilmiş olup, dünyada sağlıklı et ile “piedmentosa” ırkı birlikte anılmaya başlanmıştır.
     Piedmentosa sığırları beyaz ve gri-beyaz renklerde olur. ABD’de 1976 yılından beri etçi sığır ırkları tablosunda yer alan Piedmentosa ırkının en büyük özelliği “ çift kas” lı olmasıdır. Çift Kas kalçalarda oluşur. Bu ırkın etinin “ sağlıklı et” olmasını sağlayan taşıdığı bir gendir. Yağsız, düşük kolesterollü, düşük kalorili etin ve çift kasın özel bir gene bağlı olduğu keşfedilmiştir. Bu gen “myostatin” genidir. Myostatin geniyle piedmentosa ırkı tamamen doğal bir farklılığa sahip olmuştur. Eti protein içeriği açısından diğer, normal etlerden yüksek, kolesterol, toplam yağ, kalori ve yağdan gelen kalori açısından ise çok düşüktür. Kolesterol ve yağ oranında sadece bilinen sığır etlerinden değil, hindi etinden, derisi alınmış tavuk etinden, solomon ve kılıç balığından da düşüktür. Protein değeri olarak normal etlerden ve balık etlerinden yüksek, hindi etiyle kalori, protein, toplam yağ yönünden eşit değerlerdedir. Ancak; kolesterol değerinin hindi etine göre yarı yarıya olması yine de bir üstünlük sağlamaktadır.
     Etlerde yumuşaklık, lezzet ve usare ile marbling yani mermerleşme arasındaki ilişki bilinmekle beraber, ilginç bir şekilde tamamen yağsız olan piedmentosa eti yumuşak, lezzetli ve usarelidir. Piedmentosa eti üçte bir oranında daha çabuk pişer. Değerleri ABD Kalp Derneği tarafından onaylanmış olup, “ Kalp Sağlığına Dost” yiyecek olarak anılmaktadır.
Piedmentosa ırkının F1 ve F2 melezlerinin bile etteki kolesterol oranları geleneksel etlerin yarısı değerindedir. Diğer yandan ineklerin sütündeki b-laktoglobulin ve K-kazein içeriklerinden dolayı peynir elde etme oranı yüksek, peynirleri mükemmel kalitededir.

     Myostatin geniyle bu ilginç özellikleri bünyesinde bulunduran Piedmentosa ırkı kolesterol ve yağ içeriğinden dolayı doktorların “tüketimini azaltın” dediği kırmızı etten kaçışı önleyebilecek bir ırktır. Kalp dostu kırmızı et olarak pazara sunulabilecek bu ırk, aynı zamanda çift kas özelliğiyle hızlı canlı ağırlık artışı sağlayan, ekonomik beslemeye uygun bir ırktır. Erkek buzağıları 41-43 kg, dişi buzağıları 39 kg civarında doğan bu ırkta, güç doğum söz konusu değildir. Çünkü ince, uzun yapılı doğan buzağılar güç doğuma sebep olmadıkları gibi, hızlı büyüme özelliğine sahiptirler. Piedmentosa ırkının boğaları 1198 kg’a, inekleri ise 600 kg’a ulaşabilirler. Piedmentosa her türlü iklime kolay uyum sağlar. Sevk ve idaresi kolay, annelik özellikleri yüksek bir ırktır. Etin kemiğe oranı ve randımanı yüksektir. İyi annelik özellikleri, uzun ömürlülük, yüksek fertilite gibi iyi özelliklere de sahip olan bu ırktan ülkemizi sığır yetiştiricilerinin ve et sanayimizin yararlanması gerekir.

 

Anadoluda genel olarak bulunan büyük baş hayvan ırkları ve genel özellikleri şöyle:

 

A) YERLİ KARA:

     Orta Anadolu bölgesinin hakim yerli ırkıdır. Türkiye yerli sığırları arasında yayılma alanı en geniş ve sayısı en fazla olanıdır. Yayılma alanı içinde toprak ve iklim bakımından farklı çeşitli alt bölgeler vardır. Bunun doğal sonucu olarak da Orta Anadolu bölgesinde yetiştirilen Yerli Karaların tümü aynı özelliklere sahip değildir. Söz gelimi Ankara ve Çankırı’da yetiştirilen Yerli Karalar İç batı Anadolu da kiler’den daha küçük cüsselidirler.

     Yerli Karaların en belirleyici özelliği küçük yapılı ve tırnak dahil tamamen siyah olmalarıdır. Dar ve uzun bir başa sahip olan bu ırkta boynuzlar kısa, ince ve öne yöneliktir. Uzun yıllar yetersiz koşullarda yaşayan bu ırk oldukça dayanıklıdır. Irkta cidago yüksekliği 100-110 cm civarındadır. Besleme koşullarına bağlı olarak canlı ağırlık 200-300 kg arasında değişir.

     Bu ırkın süt verimi ortaya koyma amacına yönelik çalışmalar oldukça eskidir. Bu çalışmalarda elde edilen değerler köy koşullarında 400-500 kg kadardır. Fakat bakım ve besleme koşullarının iyileştirilmesi ve damızlık seçimiyle bir Laktasyon daki süt verimleri ortalama 800-900 kg’ye çıkarılabilmiş, hatta bazı küçük gruplardan bir Laktasyon da 1800 kg süt elde edilebilmiştir.

     Günümüz koşullarında ortalama 750 kg civarında süt verimi olduğu kabul edilen bu ırkın beside günlük canlı ağırlık artışı da, 600-700 gr dır.

B) DOĞU ANADOLU KIRMIZISI (DAK):

     Yayılma alanının genişliği ve sayısal varlığı bakımından ikinci sırada yer alan Doğu Anadolu Kırmızısı ırkında renk genelde kırmızı olmakla birlikte açık kırmızıdan koyu kestaneye kadar değişir. Bazı hayvanlarda genellikle arka bacakların iç kısımları olmak üzere vücudun değişik bölgelerinde beyaza kadar değişen açık renkler görülebilir. Boğalarda boyun göğüs ve ön bacaklar daha koyu renklidir. Doğu Anadolu Kırmızısı ırkında cidago yüksekliği 115-125 cm, canlı ağırlık 250-350 kg arasındadır. Süt verimi halk elinde 1000-1200 kg kadar olup, iyi koşullarda 2000 kg’ye kadar yükselebilmektedir. Beside günlük canlı ağırlık artışı Yerli Karadan oldukça iyidir ve uygun şartlarda 800-900 grama ulaşılabilmektedir.

C) GÜNEY ANADOLU KIRMIZISI (GAK):

     Torosların güneyinde kalan bölge ile Güney Doğu Anadolu bölgesinde yayılan bu ırkın farklı varyeteleri vardır. Bu varyetelerin sayısı sınıflamayı yapanlara göre farklılıklar gösterir. Buna rağmen bu gruptaki hayvanları birbirinden oldukça farklı niteliklere sahip iki alt gruba ayırmak mümkündür ve önemli bir hata getirmez.

    I) Güney Anadolu Kırmızısı ( Kilis Irkı )

     Rengi sarıdan kahverengine kadar değişen bu ırk Türkiye’nin en iri ve en sütlü ırkıdır. Kilis ırkında en çok rastlanan renk sarımsı kırmızıdır. Vücudunun ön kısmı arkaya göre daha koyu olan bu ırkta cidago yüksekliği 130-135 cm kadardır. Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesi’nin sıcak iklimine uyan ve sıcak iklimlere özgü olan parazitlerin meydana getirdiği hastalıklara dayanıklı olan bu ırkın süt verimi 2000 kg’nin üzerinde, beside günlük canlı ağırlık artışı da 1 kg civarındadır. Daha da önemlisi bu ırka dahil inekler içerisinde 5 tondan daha yukarı süt veren bireylere rastlanabiliyor olmasıdır. Ayrıca bu ırkın Siyah-Alacalar ile verdiği melezlerin üstün verimi olmaları, Türkiye sığırcılığı ve özellikle de GAP bölgesi için önemli bir potansiyel olarak değerlendirilmelidir.

    II) Yerli Güney Sarısı

    Kirli sarıdan tarçın rengine kadar değişen bir renk dağılımı gösteren bu alt grup Kilis’e göre oldukça küçük cüsselidir. Vücut ağırlığı ve verimleri bakımından Yerli Kararları andırır.

D) BOZ IRK:

     Tipik bir bozkır sığırı olan bu ırk Balkan ülkelerinin ortak yerli ırkıdır. Türkiye’de bir zamanlar Trakya’dan Sivrihisar’ a kadar yayılan bu ırk şimdi Marmara Denizi’nin güneyi ve Trakya’nın dağlık kesimlerinde küçük sürürler halinde yetişmektedir.

     Rengi, açık güneşten koyu kül rengine kadar değişen Boz ırkın erkekleri dişilere göre, daha koyu renklidir. Canlı ağırlığı 250-400 kg arasında değişen bu ırkın süt verimi 1000-1500 kg civarındadır. Beside günlük canlı ağırlık artışı da 700-800 g kadardır.

     Tarımda hayvan işgücüne talebin fazla olduğu dönemlerde öküz olarak kullanımda önceliği olan bu ırk yok olmak üzeredir. Boz ırkın verimleri diğer yerli ırkların çoğundan geri değildir. Fakat yetiştirdiği bölgenin ekonomik yapısının diğer bölgelerden ileri olması, bu ırkın elden çıkarılmasının hızını diğer yerli ırklarınkinden daha yüksek kalmıştır. Çünkü yetiştirildiği bölge için verimleri yetersiz kalmıştır. Ayrıca tarımda makine kullanımının yaygınlaşması sonucu Boz ırkın öküz olarak kullanım olanağı da tümüyle ortadan kalkmıştır.

     Kısaca özellikleri belirtilen bu ırkların dışında kalanlar genellikle melezleme üründürler ve bunlar ülkenin her yerinde rastlamak olasıdır.

E) KIRIM SIĞIRI:

      Kırım Bölgesinden geldiler. Kırmızının tonlarını taşırlar. İri yapılıdırlar. İyi bakım ve beslenme ile 1500 kg süt verebilirler.

F) ZAVOT SIĞIRI:

      Kars yöresine Kafkasya’dan geldiler, Simental ve İsviçre Esmeri ile melezleşme ile elde edildiler. Süt verimi 1500 kg. kadardır. Be

A) YERLİ KARA:

Orta Anadolu bölgesinin hakim yerli ırkıdır. Türkiye yerli sığırları arasında yayılma alanı en geniş ve sayısı en fazla olanıdır. Yayılma alanı içinde toprak ve iklim bakımından farklı çeşitli alt bölgeler vardır. Bunun doğal sonucu olarak da Orta Anadolu bölgesinde yetiştirilen Yerli Karaların tümü aynı özelliklere sahip değildir. Söz gelimi Ankara ve Çankırı’da yetiştirilen Yerli Karalar İç batı Anadolu da kiler’den daha küçük cüsselidirler.

     Yerli Karaların en belirleyici özelliği küçük yapılı ve tırnak dahil tamamen siyah olmalarıdır. Dar ve uzun bir başa sahip olan bu ırkta boynuzlar kısa, ince ve öne yöneliktir. Uzun yıllar yetersiz koşullarda yaşayan bu ırk oldukça dayanıklıdır. Irkta cidago yüksekliği 100-110 cm civarındadır. Besleme koşullarına bağlı olarak canlı ağırlık 200-300 kg arasında değişir.

     Bu ırkın süt verimi ortaya koyma amacına yönelik çalışmalar oldukça eskidir. Bu çalışmalarda elde edilen değerler köy koşullarında 400-500 kg kadardır. Fakat bakım ve besleme koşullarının iyileştirilmesi ve damızlık seçimiyle bir Laktasyon daki süt verimleri ortalama 800-900 kg’ye çıkarılabilmiş, hatta bazı küçük gruplardan bir Laktasyon da 1800 kg süt elde edilebilmiştir.

     Günümüz koşullarında ortalama 750 kg civarında süt verimi olduğu kabul edilen bu ırkın beside günlük canlı ağırlık artışı da, 600-700 gr dır.

B) DOĞU ANADOLU KIRMIZISI (DAK):

     Yayılma alanının genişliği ve sayısal varlığı bakımından ikinci sırada yer alan Doğu Anadolu Kırmızısı ırkında renk genelde kırmızı olmakla birlikte açık kırmızıdan koyu kestaneye kadar değişir. Bazı hayvanlarda genellikle arka bacakların iç kısımları olmak üzere vücudun değişik bölgelerinde beyaza kadar değişen açık renkler görülebilir. Boğalarda boyun göğüs ve ön bacaklar daha koyu renklidir. Doğu Anadolu Kırmızısı ırkında cidago yüksekliği 115-125 cm, canlı ağırlık 250-350 kg arasındadır. Süt verimi halk elinde 1000-1200 kg kadar olup, iyi koşullarda 2000 kg’ye kadar yükselebilmektedir. Beside günlük canlı ağırlık artışı Yerli Karadan oldukça iyidir ve uygun şartlarda 800-900 grama ulaşılabilmektedir.

C) GÜNEY ANADOLU KIRMIZISI (GAK):

     Torosların güneyinde kalan bölge ile Güney Doğu Anadolu bölgesinde yayılan bu ırkın farklı varyeteleri vardır. Bu varyetelerin sayısı sınıflamayı yapanlara göre farklılıklar gösterir. Buna rağmen bu gruptaki hayvanları birbirinden oldukça farklı niteliklere sahip iki alt gruba ayırmak mümkündür ve önemli bir hata getirmez.

    I) Güney Anadolu Kırmızısı ( Kilis Irkı )

     Rengi sarıdan kahverengine kadar değişen bu ırk Türkiye’nin en iri ve en sütlü ırkıdır. Kilis ırkında en çok rastlanan renk sarımsı kırmızıdır. Vücudunun ön kısmı arkaya göre daha koyu olan bu ırkta cidago yüksekliği 130-135 cm kadardır. Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesi’nin sıcak iklimine uyan ve sıcak iklimlere özgü olan parazitlerin meydana getirdiği hastalıklara dayanıklı olan bu ırkın süt verimi 2000 kg’nin üzerinde, beside günlük canlı ağırlık artışı da 1 kg civarındadır. Daha da önemlisi bu ırka dahil inekler içerisinde 5 tondan daha yukarı süt veren bireylere rastlanabiliyor olmasıdır. Ayrıca bu ırkın Siyah-Alacalar ile verdiği melezlerin üstün verimi olmaları, Türkiye sığırcılığı ve özellikle de GAP bölgesi için önemli bir potansiyel olarak değerlendirilmelidir.

    II) Yerli Güney Sarısı

    Kirli sarıdan tarçın rengine kadar değişen bir renk dağılımı gösteren bu alt grup Kilis’e göre oldukça küçük cüsselidir. Vücut ağırlığı ve verimleri bakımından Yerli Kararları andırır.

D) BOZ IRK:

     Tipik bir bozkır sığırı olan bu ırk Balkan ülkelerinin ortak yerli ırkıdır. Türkiye’de bir zamanlar Trakya’dan Sivrihisar’ a kadar yayılan bu ırk şimdi Marmara Denizi’nin güneyi ve Trakya’nın dağlık kesimlerinde küçük sürürler halinde yetişmektedir.

     Rengi, açık güneşten koyu kül rengine kadar değişen Boz ırkın erkekleri dişilere göre, daha koyu renklidir. Canlı ağırlığı 250-400 kg arasında değişen bu ırkın süt verimi 1000-1500 kg civarındadır. Beside günlük canlı ağırlık artışı da 700-800 g kadardır.

     Tarımda hayvan işgücüne talebin fazla olduğu dönemlerde öküz olarak kullanımda önceliği olan bu ırk yok olmak üzeredir. Boz ırkın verimleri diğer yerli ırkların çoğundan geri değildir. Fakat yetiştirdiği bölgenin ekonomik yapısının diğer bölgelerden ileri olması, bu ırkın elden çıkarılmasının hızını diğer yerli ırklarınkinden daha yüksek kalmıştır. Çünkü yetiştirildiği bölge için verimleri yetersiz kalmıştır. Ayrıca tarımda makine kullanımının yaygınlaşması sonucu Boz ırkın öküz olarak kullanım olanağı da tümüyle ortadan kalkmıştır.

     Kısaca özellikleri belirtilen bu ırkların dışında kalanlar genellikle melezleme üründürler ve bunlar ülkenin her yerinde rastlamak olasıdır.

E) KIRIM SIĞIRI:

      Kırım Bölgesinden geldiler. Kırmızının tonlarını taşırlar. İri yapılıdırlar. İyi bakım ve beslenme ile 1500 kg süt verebilirler.

F) ZAVOT SIĞIRI:

      Kars yöresine Kafkasya’dan geldiler, Simental ve İsviçre Esmeri ile melezleşme ile elde edildiler. Süt verimi 1500 kg. kadardır. Besi tutma özelliği Doğu Anadolu Kırmızısından daha iyidir.

G) MARAŞ SIĞIRI:

      Maraş bölgesinin ufak yapılı, kırmızı renkli sığırıdır. Yerli Kara ırkının Güney Anadolu Kırmızısı ile veya Doğu Anadolu Kırmızısı ırkı ile melezleşmesiyle elde edilmiştir. Süt verimi Yerli Karadan daha yüksektir

si tutma özelliği Doğu Anadolu Kırmızısından daha iyidir.

G) MARAŞ SIĞIRI:

      Maraş bölgesinin ufak yapılı, kırmızı renkli sığırıdır. Yerli Kara ırkının Güney Anadolu Kırmızısı ile veya Doğu Anadolu Kırmızısı ırkı ile melezleşmesiyle elde edilmiştir. Süt verimi Yerli Karadan daha yüksektir


      KAYNAK besiciftligi.com

 

 

 

0 Comments

TCDD Liman İşletmesi Müdürlüğünden alınan 28.12.2010 tarih 10130 sayılı yazı

Büyütmek için tıklayınız
Büyütmek için tıklayınız
0 Comments

Dahilde işleme izin belgesi/izninin revize edilerek ikincil işlem görmüş ürünlerin gümrüğe beyanı

Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğü’nden alınan

21.12.2010 tarih 4790 sayılı, “ Dahilde işleme izin belgesi/izninin revize

edilerek ikincil işlem görmüş ürünlerin gümrüğe beyanı için tıklayınız

 

0 Comments